BLOG

Ücretsiz İçerik - Bilgilendirici Yazılarımız

KAYGI (ANKSİYETE) BOZUKLUĞU ATAKLARINI KONTROL ALTINA ALMANIN YOLLARI

Bir araba yolculuğuna çıkacağınızı hayal edin. Uzun zamandır planlanan bir yolculuk. Bu yolculukta arabanın tekeri patlayabilir, motoru bozulabilir ya da kaza yapabilirsiniz. Tüm bunları düşününce yola çıkmaktan vaz geçebilir, planınızı bir süre daha erteleyebilirsiniz. Fakat tekrar yolculuk yapma zamanı geldiğinde bu riskler yeniden gün yüzüne çıkacaktır. Bunun yanında hiçbir aksilik olmadan da yolculuğunuzu yapabilir, ulaşmak istediğiniz yere varabilirsiniz.

 

HAYATTA TÜM RİSKLERDEN EMİN OLMAK DİYE BİR ŞEY YOK

Kaygı tıpkı bu yolculuğu engellediği gibi hayatımızın her alanında bizleri engelleyebilecek bir duygudur. Hayat her zaman karşımıza birtakım riskler çıkaracaktır. Şu anda düşününce herhangi bir şey hakkında endişe duyabilirsiniz. Sağlığınız hakkında, ilişkiniz hakkında, çocuğunuz hakkında ya da işiniz hakkında kaygıya kapılabilirsiniz. Kanser olursam, kalp krizi geçirirsem, çocuğumun başına bir şey gelirse, bu ilişki nereye gidiyor?, işten atılırsam ne olacak vs. Tüm bunları düşünmek çok kolaydır. İnsan yeter ki endişelenmek istesin her zaman bunun için bir konu bulabilir.

Kaygı, diğer olumsuz duygular gibi hayatın içinde ve olması gereken bir duygudur. Nasıl ki bir insandan hiç öfkelenmemesini beklemek gerçekçi değilse hiç kaygının olmadığı bir hayat beklemek de mümkün değildir. Kaygı bizleri hayatta kalmamız için bazı önlemler almaya teşvik eder. Küresel bir salgın döneminden geçerken sağlığımız için endişe etmemiz bizleri maske takmaya, sosyal mesafeyi korumaya yöneltir. Hastalanmamak için bu gereklidir. Dolayısıyla belirli bir düzeyde kaygı herkeste olması gerekir. Fakat kaygı kontrolden çıkarsa hayatımızı büyük oranda etkilemeye başlayacaktır.

 

KAYGI BOZUKLUĞU ve PANİK ATAK

Kaygı ve endişe bizi ele geçirmeye başladığında sürekli bir düşünce hali, dikkat dağınıklığı, odaklanamama, yersiz öfkelenme durumu, huzursuzluk hali görülür. Bunların yanında fiziksel olarak da baş ağrısı, halsizlik, sürekli uyuma ya da uykusuzluk hali, solunumda değişkenlikler gözlenebilir. Kaygı, hem fiziksel hem de psikolojik olarak bizleri etkilemeye başladığında onu kontrol etmek giderek güçleşir.

Kaygı bozukluğunun yarattığı bir rahatsızlık olan panik atak, kaygının bedene yansımasına en iyi örnektir. Panik atak yaşandığında kişi rahat nefes alamadığını hisseder, kalp atışı hızlanır ve sanki ölecekmiş gibi bir hisse kapılır. Fiziksel bir rahatsızlığı olduğunu düşünerek doktora gittiğinde ise bunun panik atak olduğu anlaşılır. Bir kez panik atak yaşayan bir kişi onu yaratan kaygı ve beraberinde gelecek tekrar olur mu korkusuyla tetiklenerek bunu tekrar tekrar yaşamaya başlar.

 

KAYGI BOZUKLUĞUNDA HATALI DÜŞÜNCELER VE BUNA NEDEN OLAN TRAVMALAR ÇOK ÖNEMLİ

Kaygı bozukluğunun temelinde birçok neden yatabilir. Kişinin düşünce yapısı, olayları yorumlama biçimi, geçmişte yaşadığı travmalar bu nedenlerden bazılarıdır. Kaygı bozukluğunun çözümünde ilk adım onun nereden kaynaklandığını bulmak olacaktır. Geçmişte yaşadığı bir olay kişide güvende değilim, tehlikedeyim, kontrol bende değil gibi bir düşünce yarattıysa kişinin gelecekle ilgili olayları bu düşünceler çerçevesinde yorumlaması olağandır.

Kaygının temelinde yatan düşüncelerden bir tanesi ise mükemmel olmalıyım düşüncesidir. Geçmişteki yetersizlikler, başarısızlıklar ya da mükemmeliyetçi anne baba tutumu bunda önemli rol oynar. Mükemmel olmalıyım fikri gelecekle ilgili kaygılara neden olurken aynı zamanda herhangi bir adım atmaktan da bizleri alıkoyar.

Nitekim tüm bu düşünceler olacak olanı değiştirmeyecektir. Baştaki örneğe dönecek olursak siz her ne kadar planlarınızı erteleseniz ya da her önlemi alsanız da elinizde olmayan nedenlerden dolayı bir kaza yaşayabilirsiniz. Önemli olan kaygının bunu değiştirmeyeceğini kabul etmektir.

 

AN’ DA KALMAK ÖNEMLİ

Gelecekle ilgili birçok kaygı yaşıyor olabilirsiniz. Şimdi ve burada olmak, şu ana odaklanmak önemlidir. Gelecekte yaşanabilecek bir olay için kendinize sormanız gereken soru ‘’Şimdi bunun için ne yapabilirim?’’ olmalıdır. Kanser olmaktan endişe duyuyorsanız ‘’Şimdi kanser olmamak için ne yapabilirim?’’ sorusunu sormalısınız. Bunun için sadece endişelenmenin hiçbir şeyi çözmeyeceğini anlamalısınız.

 

NEFES ve GEVŞEME EGZERSİZİ YAPIN

Kaygılandığınız anlarda dikkatinizi başka bir noktaya odaklayabilirsiniz. Kaygıyı yaratan düşünceler yoğun bir şekilde geldiğinde odak noktanızı farklı bir yere verin. Örneğin nefes egzersizleri yaparak nefesinize odaklanabilirsiniz. Gevşeme egzersizleri ya da kısa yürüyüşler yaparak dikkatinizi kaygıdan uzaklaştırabilirsiniz. Bu şekilde dikkatinizi vücudunuza verecek ve kaygı yaratan düşüncelerden ayıracaksınız.

Kaygı yaratan düşünceleri sürekli zihninizde tekrar etmek bir çözüm değildir. Dolayısıyla sizde kaygı uyandıran düşünceleri bir kağıda not edebilir ya da birileriyle bu düşünceleri paylaşabilirsiniz. Böylelikle düşüncelerin aslında zihninizdeki kadar büyük olmadığını fark edeceksiniz.

 

EN KÖTÜ NE OLUR?

Kaygı duyduğunuz anlarda sormanız gereken sorulardan biri de ‘’En kötü ne olur?’’ sorusudur. En kötü başınıza ne gelebilir ve bunun gelme ihtimali ne kadar? Peki, bunu engellemek için ne yapabilirsiniz? Bu sorulara cevap vermek yaşadığınız kaygının azalmasına ve kontrol altına alınmasına yardımcı olacaktır.

Kaygınızı besleyecek davranışları azaltmanızda fayda vardır. Örneğin trafiğe çıkmaktan kaygı duyan biriyseniz sürekli trafik kazası haberi izlemek sizi iyi hissettirmeyecektir. Bu nedenle böyle haberlerden uzak durmak kaygıyı yönetebilmek adına atacağınız önemli adımlardan biridir.

 

KAYGI BOZUKLUĞUNA NEDEN OLAN TRAVMALARINIZDAN EMDR TERAPİSİ ALARAK KURTULUN

Yoğun kaygı duyduğunuz anlarda bunu yaratanın olumsuz düşünceler olduğunu unutmamalısınız. Bu düşünceler geçmişte yaşadığınız bir travma sonucu oluşmuş olabilir. Bu noktada bir psikolojik destek almak önemlidir. Travma çalışılırken en etkili yöntemlerden biri EMDR terapisidir. EMDR terapisi ile kaygıyı yaratan düşünceler ve dolayısıyla kaygı kontrol altına alınabilir. Alanında eğitimli klinik psikolog, psikolojik danışman ya da psikologlardan destek alabilirsiniz.

Kaygı kontrol altına alınmadığında birçok alanda bizleri kısıtlar. Hem psikolojik hem de bedensel zorluklar yaratır. Yaşamımızı ertelememize neden olur. Hayatınızı kaygının kontrolüne bırakmaktansa onu kontrol altına almak için bir psikolojik destek almak önemlidir. Bu konuda Ankara, Konya ve Antalyada merkezlerimizdeki uzmanlarımızdan psikolojik destek alabilirsiniz.

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

OYUN TERAPİSİ NEDİR, FAYDALARI NELERDİR?

Literatürü incelediğimiz zaman oyun terapisinin iyileştirici gücü üzerine çarpıcı araştırmalar görmekteyiz. …

ERKEKLERDE CİNSEL İSTEKSİZLİK

En sık görülen cinsel işlev bozukluklarından biri cinsel istekte azalmadır. Erkeğin cinsel isteksizliği sanılanın …

EMDR TERAPİSİ HAKKINDA MERAK EDİLENLER

Her hayat, beklenmedik zamanlarda karşılaşılan türlü zorluklarla doludur. Yaşanılan bütün psikolojik sorunların …