BLOG

Ücretsiz İçerik - Bilgilendirici Yazılarımız

ÇOCUKLARDA ANKSİYETEYİ/KAYGIYI DENGELEMEK İÇİN 8 YÖNTEM

Ebeveynler olarak çocuğunuza kaygı duygusuyla nasıl baş edebileceğinin çeşitli yollarını öğretip onlara bu konuda farklı beceriler kazandırabilirsiniz.

Günlük yaşamda bazı durumların çocuğunuzu korkutması oldukça normal bir durumdur. Bu noktada korku duygusuyla ilgili düşüncelerimizi tekrar gözden geçirmekte fayda var. Korku sanıldığının aksine yalnızca olumsuz bir duygu değildir. Örneğin, somut olarak sokakta bize doğru yaklaşan saldırgan bir köpek gördüğümüzde korkarız ve vücudumuzda stres hormonları salgılanır. Bu durumda hissedilen korku, kaç ya da savaş tepkisini ortaya çıkarır. Ve biz bu tepki sayesinde köpekten kaçarak ya da onunla savaşarak hayatta kalmak için mücadele ederiz. Dolayısıyla korku güvende olmamızı sağlar.

Fakat bazen çocuklar somut olarak tehdit oluşturmayan durumlarda da korku ve kaygı hissedebilirler. Topluluk önünde konuşmak, yaklaşmakta olan bir sınav, hayali canavarlar bunlardan bazılarıdır. Bu gibi aslında somut olarak niteleyemeyeceğimiz düşünce boyutuna hakim olan durumlar da kaygı kaynakları olabilir. Ve bu kaygılar çocukların hedeflerine ulaşmalarının önünde büyük bir engel oluşturur.

Ele alınması gereken önemli bir husus çocuğunuzun kaygısı karşısında nasıl tepki verdiğinizdir. Bu yazıda sizinle paylaşacağımız 8 yöntem ile çocuğunuzun kaygılı durumlarla baş etme becerilerini güçlendirerek onlara yardımcı olabilirsiniz.

1. Yöntem: Çocuğunuzun hissettiği duyguları kabul edin.

Çocuğunuz bir durum karşısında kaygılı hissettiğinde ‘önemli değil’ ‘endişelenecek bir şey yok’ gibi şeyler söylemek sizin için kolay olabilir. Fakat bu tip söylemler çocuğunuza hissettiği duyguların yanlış olduğu, bu duyguların aslında hissedilmemesi gerektiğiyle ilgili yanlış mesajlar içerir.

Bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde ilettiğimiz bu yanlış mesajlar çocuğun duygularını tanıma kabul etme ve anlamlandırmasının önünde büyük bir engel oluşturur. Bu tip söylemler yerine ‘Şu anda gerçekten sinirlisin’ ‘Üzgün hissediyorsun’ ‘Sınavlarının yaklaşıyor olması seni gerçekten kaygılandırıyor’ gibi çocuğun anlaşıldığını kabul edildiğini hissettiği yanıtlar vermek kaygısıyla baş etmesine yardımcı olacaktır. Burada önemli olan nokta çocuğun duygusu her ne olursa olsun böyle hissetmemesi gerektiği bilgisini içeren söylemlerde bulunmamanızdır.

 

2. Yöntem: Gerçek tehditler ile düşünsel tehditler (yanlış alarmlar) ayrımını anlatın.

Çocuğunuzla kaygının güvende tutmayla ilişkisi hakkında konuşun. Örneğin bir köpek tarafından kovalandığında bu durumun gerçek bir tehdit oluşturduğunun altını çizerek beynin vücuda tehlikede olduğunun sinyallerini avuç içlerinin terlemesi kalp atışının hızlanması gibi şekillerde gönderdiğini ve bu sayede ortaya çıkan enerjinin onları kaçma ya da savaşma durumuna hazırladıklarını anlatın.

Gerçek tehdit durumunu kavradıktan sonra beynimizin somut bir tehdit olmadığı durumlarda da bazen tehdit altında hissedebileceğini söyleyin. Örneğin basketbol takımı için seçmeler, sınıfta sunum yapılacak olması önemli bir sınava hazırlanma gibi çocuğunuzun stres yaşadığı durumlara ilişkin örnekleri sıralayabilirsiniz. Yaşanılan kaygının sisteme enerji sağlayarak performanslarını olumlu yönde etkileyebileceğinden bahsedin. Günlük rutinleri içerisinde hangi durumların gerçek tehditler hangi durumların düşünsel tehditler olduğunun listesini birlikte hazırlayarak konuya ilişkin büyük bir farkındalık yaratabilirsiniz.

3. Yöntem: Olumsuz düşünceleri fark etmesine yardımcı olun.

Olumsuz düşünceler kaygının başlıca sebebi olabileceği gibi bazı durumlarda var olan kaygıyı şiddetlendirerek baş etme mekanizmalarını işlevsiz kılar. Kaygı ve stresle baş edebilmek adına olumsuz düşünceleri fark etmek onlarla mücadele etmenin ilk aşamasıdır.

Olumsuz düşünceyi belirle, sorgula ve kendinle olumlu konuşmayı (telkin) dene. Bu üç aşamalı teknik ile işlevsiz girici düşünceleri sağlıklı hale getirebilmek mümkün.

İşe ilk olarak çocuğunuzun sık sık fark ettiği olumsuz düşüncelerin kısa bir listesini çıkarmasına yardımcı olarak başlayabilirsiniz.
Daha sonra onları birlikte sorgulayın. Örneğin ‘ben aptalım’ gibi bir olumsuz düşüncesi varsa bunu birlikte irdeleyin. Bu doğru mu? Gerçekten aptal mısın? Bazı alanlarda başarısız olmak aptallık mıdır? Bu noktada akıllıca yaptığı işlere örnekler verin. Bilinçli farkındalığın oluşmasına yardımcı olun. Böylece olumsuz düşünceleri kabul edip benimsemeden önce sorgulamayı öğrenirler.

Bu temelleri attıktan sonra son adım yerine yenilerini yerleştirmektir. Onlara ‘aptal değilsin oldukça akıllı bir çocuksun’ demek yerine ‘bir arkadaşın sana aptal olduğunu söylese ona neler söylerdin’ diye sorun. Şefkatli ve destekleyici yanıtlarla karşılaştığınızda aynı şeyi kendileri için de söylemeleri konusunda teşvik edin. Bu sağlıklı iç konuşma sadece kaygı durumlarında değil farklı zorlayıcı yaşantılarda sizin yanında olmadığınız durumlarda da içgörü geliştirerek kendilerini şefkatle kabul etmelerini sağlar.

 

4. Yöntem: Doğru nefes almayı öğretin

Yapılan araştırmalar yavaş ve derin bir nefes almanın stres ve kaygıyı azaltmaya yardımcı olduğunu gösteriyor. Hissedilen kaygı çocuğunuzda kalp atışının hızlanması kasların gerginleşmeyi gibi birçok fiziksel etki gösterir. Bu ve benzeri durumlarda basit nefes egzersizleriyle vücudunu nasıl sakinleştirebileceğini anlatın.

Doğru nefes almanın hızlı ve kolay bir yolu ‘pizzayı koklamaktır’.Bir dilim pizza hayal etmesini söyleyin. Pizzayı çocuğunuzun sevdiği kurabiye gibi herhangi sıcak bir yiyecekle değiştirebilirsiniz. Hayal ettiği pizzanın nefis kokusunu içine çekmesi için birlikte derin bir nefes alın. Daha sonra sıcak olan pizzayı soğutuyormuş gibi yaparak aldığınız nefesi ağzınızdan üfleyerek verin.

Bedenlerini sakinleştirmelerine yardımcı olmak için bu egzersizi birkaç kez birlikte yapın ve endişeli hissettikleri durumlarda kendi kendilerine bunu yapmaya teşvik edin.

 

5. Yöntem: Merdiven Yaklaşımı

Korku ve kaygı durumlarında çocuklar var olan durumla yüzleşmek istemeyip kaçınma davranışı gösterebilirler. Yapılan araştırmalar kısa vadede iyi hissettirdiği düşünülen kaçınma davranışının uzun vadede kaygıyı artırdığını açık bir şekilde gösteriyor.

Çocuğunuz tek başına uyumak gibi belli bir durum karşısında endişeleniyorsa, merdiven yaklaşımını kullanarak küçük adımlarla kaygısıyla yüzleşmesine yardımcı olabilirsiniz. Bu yaklaşımla birlikte hedefinizi belirleyip birlikte ona uygun küçük adımların bir listesini çıkarın ve aşamalı olarak uygulamaya koyulun. Bu noktada çocuğunuzu zorlamadan işbirliği içerisinde ve sabırla hareket edin. İşte merdiven yaklaşımı için bir örnek:
-Çocuğunuzla aynı yatakta uyuyorsanız işe yatağınızın yanında yerde onun için ayrı bir yatak hazırlayarak başlayabilirsiniz.
-Sonraki adımda yine aynı odada fakat onun yatağını sizin yatağınıza daha uzak kapıya yakın bir konuma yerleştirin. Konuma birlikte karar verin ve belirlenen konumda uyumasına yardımcı olun.
-Daha sonra çocuğunuzun kendi odasında onunla birlikte uyuyun. Çocuğunuzun ihtiyaçlarını gözlemleyerek her bir adımda ne kadar kalmanız gerektiğine karar verin. Aceleci davranmamanız önemli.
-Sonraki adımda çocuğunuz kendi yatak odasında ışık açıkken uyumasını sağlayın. Ve o uyurken gelip onu birkaç kez kontrol edeceğinizle ilgili açıklamalar yapın.
-Daha sonra gece lambası açıkken kendi yatağında uyumasını sağlayın.
Bazı aşamalarda takılsanız da sürece güvenin ve tutarlı ve şefkatli bir yaklaşımla ilerlemeye devam edin.

 

6. Yöntem: Kanalı değiştirmelerine yardım edin.

Çocuğunuz yaklaşmakta olan bir sınavla ilgili kaygı hissediyorsa ona basit bir ifadeyle ‘bu konuda yapabileceğimiz herhangi bir şey var mı’ diye sorun. Cevap evet ise oturup ders çalışmak gibi yapılabilecek aktiviteleri destekleyin.
Fakat bazen hepimiz kontrolümüzde olmayan durumlar da kaygı hissetmeye devam ederiz.

Bu noktada çocuğunuza yine aynı soruyu sorabilirsiniz. Hava durumunu değiştirmenin mümkün olmadığını ve değiştirebileceğimiz tek şeyin bu duruma nasıl tepki verdiğimiz olduğunu söyleyin. Kötü havayı en iyi şekilde nasıl değerlendirebileceğiniz konusunda fikir alışverişi yapın. Belki de sevdiği çizgi filmi izlemenin tam zamanıdır. Birlikte karar vereceğiniz başka aktiviteler kanalın değişmesine ve kaygının azalmasına yardımcı olacaktır.

7. yöntem: Ebeveynlik tarzınızın farkında olun

Bazı ebeveynlik stilleri çocuğun kaygısını daha yukarı taşıyabilir. Bu nedenle ebeveynlik stilinizi gözden geçirebilir çocuğunuzla iletişiminizde neler yaptığınızın farkına varabilirsiniz. Yapılan bir araştırmada çocuklarıyla etkileşiminde otoriter tarzı benimseyen ebeveynlerin çocuklarının kaygı ve depresyona yatkın oldukları gösterilmiştir. Mükemmeli beklemek ve çocuğunuzun her hareketini kontrol etmeye çalışmak hem sizin hem çocuğunuz için yoğun bir kaygı kaynağı olabilir. Kontrol edilmeye çalışılan çocuk sağlıklı benlik algısı geliştiremez ve uygun adımlar atmakta zorlanır.

Tam tersi olarak tanımlayabileceğimiz sınır koymamaya dayanan ebeveynlik stili ise çocuğun güvende hissetmesini engeller. Seçebileceği o kadar çok şey vardır ki hangisini seçmesi gerektiği konusunda kafa karışıklığı yaşar. Belirli sınırların olmaması güvensizlik hissini tetikler ve kaygı hissetmesine sebep olabilir.

Çocuğunuzun yapabileceği bir şeyi onlar için yapmamanız, duygularını kabul etmeniz, zorluklarla baş etmede destekleyici ve şefkatli tutumlarınızla onların yanında bulunmanız özgüven geliştirmelerine ve ilerde dayanıklı bireyler olmalarına yardımcı olacaktır.

8. Yöntem: Profesyonel destek arayın

Anksiyete bozuklukları (genelleştirilmiş anksiyete bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu, sosyal fobi, spesifik fobi) çocuklarda oldukça sık görülür.

Çocuğunuzun kaygıları günlük işleyişe engel olduğu noktada uzman desteği almanızda fayda olabilir. Örneğin çocuğunuz yeni bir ortama girmekten kaygı duyuyorsa okula gitmek istemeyecek ve sosyalleşmekten kaçınacaktır. Çocuğunuzda bu ve benzeri durumlar gözlemlediğinizde size yardımcı olabilecek bir uzman arayışına girebilir ve süreci birlikte yönetebilirsiniz.

Uzman desteği çocuğunuzun kaygıyla baş etme becerileri geliştirmesine ve bazı korkularla yüzleşmek için güven kazanmasına yardımcı olacaktır. Alacağınız yardım sayesinde siz de çocuğunuzu evde nasıl destekleyeceğiniz ile ilgili etkili ebeveynlik becerileri edinebilirsiniz.

Anksiyete/kaygı bozukluğu konusunda çocuğunuz için bir pedagog, psikolog, çocuk psikoloğu ya da psikolojik danışmandan destek alabilirsiniz. Bu konuda en önemli dikkat etmeniz gereken husus; destek alacağınız uzmanın yalnızca çocuk ve ergenlerle çalışan bir uzman olmasıdır. Bir psikolog ya da psikolojik danışman, her yaş grubu ve her sorun alanında uzmanlaşmış çok yoğun tecrübe sahibi olamaz.

Optimum Psikoloji olarak, deneyimli uzman kadromuzla tüm çocukluk ve genç dönemi sorunlarında yalnızca o alanda uzmanlaşmış kadromuzla yanınızdayız.

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ÇOCUKLARDA ANKSİYETEYİ/KAYGIYI DENGELEMEK İÇİN 8 YÖNTEM

Ebeveynler olarak çocuğunuza kaygı duygusuyla nasıl baş edebileceğinin çeşitli yollarını öğretip onlara bu konuda …

İZMİR PSİKOLOG SEANS ÜCRETLERİ

Yaşamın getirdiği zorluklar karşısında ne yapacağımızı bilmediğimiz baş etme becerilerimizin yetersiz kaldığını …

OYUN TERAPİSİ NEDİR, FAYDALARI NELERDİR?

Literatürü incelediğimiz zaman oyun terapisinin iyileştirici gücü üzerine çarpıcı araştırmalar görmekteyiz. …