BLOG

Ücretsiz İçerik - Bilgilendirici Yazılarımız

BEBEĞİNİZİ VE ONUN İHTİYAÇLARINI ANLAMANIN İPUÇLARI (0-2 YAŞ)

Her ebeveyn küçük ve savunmasız bebeği için en iyisini ister bu istekleri doğrultusunda adımlar atar. Şüphesiz her noktası iyilik ve sevgi odaklı olan ebeveyn davranışları bazen düşündüğümüz gibi ilerlemiyor.

Geleneksel olarak bilinenin aksine bebekler anne karnından itibaren oldukça duyarlı, hassas ve kırılgandır. Bu nedenle iyi niyet içeren tutumlarımız her zaman bebeğimiz için beklenen sonuca varmayabilir. Başlangıçta istekli ve kendilerinden emin olan ebeveynlere şaşırtıcı gelen bu beklenmedik sonuçlar öfke, üzüntü, yetersizlik, hayalkırıklığı gibi duygulara dönüşebilir. Burada aslında çocuk gelişimi, psikolojisi alanlarında bilgi eksikliği ya da yüzyıllardır uygulanan tutumlar gibi konulara değinmek anlamsız olacaktır.

Fark edilmesi mühim olan asıl mesele her bebeğin biricik ve özel olduğudur. Bu nedenle bebeğimizi anlamanın ve doğru davranışlar sergilememizin yolu iyi birer gözlemci olmaktan geçiyor. Bebekler ne istediklerinin farkındadırlar, yalnızca biz bu isteklerinin işaretlerini anlamakta zorluk çekeriz.

İyi birer gözlemci olan anne baba, bebeğin ihtiyacı doğrultusunda hangi işaretleri gösterdiğini zamanla kavrayacaktır. Ancak bu işaretleri anladıktan sonraki tutumlarımızın doğru ve yerinde olması için bilgi ve desteğe gereksinim duymamız doğaldır. Bebeklerin iç dünyaları ve bakış açıları hakkında temel bilgilere sahip olup sonra gözlemleyerek bebeğimizin dünyasını kavrayabilir, davranışları için neden sonuç ilişkisi kurabiliriz.

Bebekler tümüyle muhtaç, savunmasızlardır ve bunun farkındadırlar. Bu durum onları daha hassas ve endişeli olmaya meyilli yapar çünkü birinin ihtiyaçlarını gidermemesi durumunda çaresiz kalacaklarını bilirler. Ebeveynlere düşen ise bu tedirginliği onlara yaşatmadan güven ve huzur ortamında büyüyüp gelişmelerini sağlamaktır.

Yapılan araştırmalarda, anne karnından itibaren stressiz ebeveynlere sahip, sonrasında ihtiyaçları geciktirilmeden karşılanan, güvende hissettikleri ortamlarda büyüyen çocukların fiziksel, bilişsel ve sosyal gelişimlerinin bu koşullarda yetişmeyen bebeklere kıyasla çok büyük farklarla daha sağlıklı olduğu sonucu bulunmuştur. Burada şu soruları sormalıyız:

1)Bebeğimi ve ihtiyaçlarını gerçekten anlayabiliyor muyum?

2)Bebeğime ihtiyaç duyduklarını verebiliyor muyum?

Şimdi bu sorulara içiniz rahat bir şekilde “Evet!” diyebilme yolunda ilerleyebilmeniz  için ayrı ayrı başlıklarla bazı temel konular üzerine kısaca değineceğiz.

 

Bebeğin Sevgi İhtiyacı

Bebeğin huzurlu ve güvende hissetmesi için anne karnındaki sürecinden itibaren onun ihtiyaçlarını gözeten ve onu koşulsuz seven yetişkinlere ihtiyacı vardır. Anne karnındayken bebeğinizle sevgi dolu bir ilişki kurmanın çok basit ve etkili yolları vardır. Örneğin ılık bir duş alıp sonrasında karnınıza minik dokunuşlarla masaj yaparak, ona şarkılar söyleyerek, günlük olarak konuşarak, sevginizi sözlü olarak ifade ederek, onun tekmelerine karnınıza uygulayacağınız minik baskılarla karşılık vererek bir diyalog oluşturabilirsiniz. Uygulayacağınız bu yöntemler hem anne hem babanın aktif rol oynayacağı bir zaman dilimine sebep olacaktır.

Anne özel olarak nefes egzersizleri, meditasyon teknikleri ve belirli gevşeme hareketleriyle hem kendini hem bebeğini sakinleştirip gevşetebilir. Babanın, annenin karnına ellerini ve dudaklarını koyup bebekle konuşması da bebekle iletişimi güçlendirirken ayrıca babayı da sürece dahil ederek “baba” rolünü benimsemesine destek olur.

Yenidoğan bebek, anne karnından dünyaya geçişiyle beraber birçok yeni uyaranla (sesler, ışıklar, sıcaklıklar, hava, görüntüler, insan bedeni, yüzeyler, vb.) karşılaşır. Bu uyaranların hepsi yeni deneyimlerdir. İnsan, hayatı boyunca en çok deneyimi bu süreçte yaşar ve bu kadar yeni deneyim bebeğin savunmasızlığıyla birlikte çok yoğun ve ürkütücü gelebilir. Bu nedenle yenidoğan bebeği olabildiğince güvende hissettirmeliyiz.

Annenin sesi, kalp atışı, kokusu bebeğin tanıdığı uyaranlardır ve bebek anneyle temas halindeyken kendini daha güvende hisseder. Doğumdan sonra bir saat içinde bebeğin anneyle teması sağlıklı bir bağ kurmak açısından oldukça önemlidir. Anne anestezi gibi sebeplerle bebeğini kucağına hemen alamıyorsa baba bebeği almalıdır.

Bebekler ihtiyaçlarının hemen karşılanması ve onlarla iletişim kurulması yoluyla sevildiklerini ve güvende olduklarını hissederler. İhtiyaçları geç giderilen bebekler paniğe kapılırlar ve anne babaya karşı güven sorunu yaşarlar. Bebeklerin zaman kavramı olmadığı için ve ihtiyaçları konusunda temelde savunmasız, endişeli oldukları için acelecidirler. Onun yanına az sonra gideceğinizi söylemeniz ya da işlerinizi halledip sonra onunla ilgilenmek istemeniz bebek için anlaşılabilir değildir.

Bebeğinizin ihtiyaçlarına yönelik verdiği sinyalleri iyi gözlemlemelisiniz. Bebekler genelde ağlayarak, mızlayarak ihtiyaçlarını belirtirler ancak her ağlaması acıktığını, susadığını, bezinin değişmesi gerektiğini, kucağınızda sevilmek istediğini vb. göstermez. Bebekler doğduklarından itibaren iki-üç yıl arası belirli dönemlerde artıp azalarak ihtiyaçları karşılanmasına rağmen ağlarlar. Özellikle yenidoğanların uzun saatler boyu ağladıklarını biliyoruz. Çoğu ebeveyn için bu durum çaresizlik ve yetersizlik hisleriyle dolu bunaltıcı bir dönem anlamına gelir. Bebeklerinin sıkıldıklarını düşünüp uzun yürüyüşlere çıkarırlar, yeni oyuncaklar alırlar ya da televizyon, tablet, telefon gibi oyalayıcı yollar denerler. Bu yollar sonucunda bebeklerinin ağlama sürelerinin arttığını hayretle fark ederler.

İhtiyaçları vaktinde giderilen bir bebeğin uzun ve nedensiz olduğu düşünülen ağlama krizlerinin muhtemel sebebi bebeğin yaşadığı deneyimler sonucu hissettiği gerilimi boşaltma ihtiyacıdır. Bebekler de yetişkinler gibi streslerini gidermek ve rahatlamak için ağlarlar. Yukarıda belirtildiği üzere bebekler doğumla birlikte sayısız deneyim yaşarlar ve bu deneyimler onlar için endişe uyandırabilir. Bebeğin bu deneyimlerin endişesini ağlayarak yaşamasına izin verilmelidir.

Bebeğinizin ihtiyaçlarını giderdiğinizden emin olduktan sonra uzun ağlamalarının başlamasıyla birlikte onu sakince kucağınıza alın ve istediği kadar ağlayabileceğini söyleyin ve sevgi ve empatinizi ona hissettirerek kucağınızda ağlamasına izin verin. Muhtemelen bu ağlamanın bitiminde çok daha sakin ve rahatlamış bir bebekle karşılaşacaksınız. Ayrıca bebekliğinden itibaren çocuğunuz bir yetişkin olduğunda bile şunu bilecektir “Ben istediğim zaman duygularımı  kollarında rahatlıkla yaşayabileceğim bir anne babaya sahibim.” Bebeğimizin ağlamalarını engellersek, dikkatlerini dağıtırsak duygularını bastıran bir insan yetiştiriyor oluruz.

 

Bebeğin Uyku İhtiyacı

Bebeklerin sağlıklı bir gelişim dönemine sahip olmalarında büyük yapı taşlarından biri de uykudur. Çoğu ebeveyn bebeğinin kendi istediği saatte uyumasını ister ancak bebeğimiz bizden ayrı bir bireydir. Uykusunun ne zaman geldiğini, ne kadar uyuması gerektiğini bilir. Bu noktada ebeveyn ve bebek çatışma yaşar. Uyumayan bebek anne baba için öfkeye, kaygıya neden olabilir. Ancak bebeğinizin uyumamasının birden çok sebebi olabilir:

1)Bebeğinizin henüz uykusu gelmemiştir.

2)Bebeğinizin bulunduğu ortamda fazla uyarıcı vardır.

3)Bebeğiniz fiziksel temasa ihtiyaç duyuyordur.

4)Bebeğinizin kucağınızda ağlayarak rahatlamaya ihtiyacı vardır.

5)Ebeveynleri stresli ve huzursuzdur.

6)Bebeğiniz 12 aydan büyükse söyleneni yapmaya karşı çıkar.

Öncelikle bebeğinize kulak verin ve onu inceleyin neden uyuyamıyor oluşunu düşünün. Sırasıyla koşulları uygun hale getirmeye çalışın. Örneğin ışıkları ve sesi azaltmak iyi bir başlangıç olabilir. Ardından biraz kucağınıza alıp masaj yapabilirsiniz. Eğer bebeğiniz uzun bir ağlamaya giriştiyse onu kucağınıza alarak ağlamasına izin verebilirsiniz. Rahatlayan bebeğiniz zorla uyutulmaktansa bu şekilde çok daha kaliteli bir uyku yaşayacaktır.

 

 

Bebeğin Oyun İhtiyacı

Yetişkinler için oyun, bebekler için ise keşif, deneyim zamanları bebeklerin gelişimi için oldukça önemlidir. Sosyal becerilerin, motor becerilerin çoğunluğu oyun esnasında kazanılır. Bu nedenle kazanılmasını istediğimiz becerilerine göre bebeğimize alan tanımalı ve bu yönde materyallerle bebeğimizin gelişim dönemine destek olmalıyız. Bu işin maddiyat ve bilgi gerektirdiği düşüncesi doğru değildir.

Bebeğin zarar görmeyeceği ve huzurla keşfe çıkabileceği bir alan oluşturmak, birkaç ev eşyasını onunla paylaşmak, sabır göstermek ve onunla ilgilendiğimize dair uygun tepkiler vermek yeterli olacaktır. Bebekler birer bilim insanı gibi ona tanıdığınız alanı ve sunulan eşyaları inceleyecek ve incelemelerinin sonucunda becerilerini kendi kendine kazanacaktır. Bebekler edindikleri tecrübeleri bilgiye ve uygulanılabilir davranışlara dönüştürmeyi iyi bilirler.

Bebeğinizle birlikte oyun oynamak sizle olan bağını kuvvetlendirirken aynı zamanda bebeğin yüz yüze ilişkileri kavramasına neden olur. Özellikle fiziksel temas içeren oyunlar oynamanız bebeğinizin var olan temas ihtiyacı için de destekleyici olacaktır. Örneğin bebeğinizle dans etmek, bebeğinizi sırtınıza bindirmek, kucağınıza oturtup sallanmak, koltuğa uzanıp üstünüzde yürütmek vb. Bu tür oyunlarla birlikte bebek hem yeni deneyimler edinir hem de ebeveyniyle kaliteli zaman geçirir. Ayrıca bebeğin anne babasıyla güven ortamında, temas halinde vakit geçirmesi stresini boşaltmasına ve daha az ağlamasına yardımcı olacaktır.

 

 

Bebeğin Saygı İhtiyacı

Bebekler isteklerinin/davranışlarının getirdiği doğru-yanlış kavramını zamanla öğrenirler ancak ne istediklerini her zaman bilirler. Emeklemeye başlayan bebek bireysel olarak hareket etme fırsatı yakalar ve bu da anne babayla çatışmaların artmasına işaret eder. Çatışmalar sınır, saygı, kurallar gibi kavramları beraberinde getirir. Bu çatışmalarda bebeğin istekleri görmezden gelinirse bebek kendisine saygı duyulmadığı düşüncesiyle büyür ve özgüven sorunu yaşayabilir. Bunun yanında itaatkar bir yetişkin olabilir ya da başkalarına karşı saldırgan ve saygısız tutumlar gösterebilir.

Ödül ve cezayla çocuklarını sınırlandıran, yönlendiren ve bunu doğru bulan yetişkinler oldukça fazladır. 11 aylık bebekler üzerinde yapılan bir araştırmada anne babaları tarafından sıklıkla cezalandırılan bebeklerin zeka düzeylerinin daha az ceza uygulanan yaşıtlarından düşük olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca okul yıllarında akademik başarılarının da aynı oranda etkilendiği görülmüştür. Ceza uygulamaları kapsamında yapılan çalışmalar cezanın saldırganlığı, antisosyalliği pekiştirdiğini de göstermiştir. Çoğu ceza uygulaması bebek için anlaşılmaz ve fazladır bu nedenle güven problemi yaşamaları endişelerinin artması muhtemeldir. Ödül kavramı ise düşünüldüğü gibi destekleyici değildir aksine ödülün bulunmaması durumu bebekler için ceza anlamına gelir ve bu nedenle cezada olduğu gibi endişe ve güvensizliğe neden olabilir. Ödül ve ceza kısa zamanda işe yarıyor gibi görünebilir ancak ödül-cezanın olumsuzlukları göz önüne alındığında kısa zamandaki işe yararlığı söz konusu olmamalıdır.

Bebeğinizi güvende, huzurlu, sevgi dolu ve saygı gördüğü bir ortamda büyütürken aynı zamanda sınırlar, kurallar ve çatışmalarla da karşılaşılacaktır. Tutumlarımızın bebek için net ve anlaşılabilir olması önemlidir. Sınırlar koyarken uzun süre sabırla açıklamalar yapılmalıdır. Sakinlik korunmalı ve sınır ihlalinde sebepler ve sonuçlar her defasında tekrar anlatılmalıdır. Demokratik tutumlar sergileyen ebeveynler daha az çatışma daha az saldırganlıkla karşılaşırlar. Demokratik tutumlarla karşılaşan bir bebek davranışlarına, duygularına saygı duyulduğunu hissedecek daha işbirlikçi daha uysal olacaktır ve saygı duymayı da öğrenecektir.

 

 

Bebeğin Bağlanma ve Güven İhtiyacı

Bebekler ihtiyaçlarına karşı hassas ve kendilerine karşı sevgiyle davranan anne babasıyla ya da bakıcısıyla derinden bir bağ kurar. Bağ kurmak düşündüğümüzden çok daha önemlidir çünkü bebeğin bu ilk derin ilişkisi hayat boyu diğer ilişkilerine yön verecektir. Bu bağın sağlıklı olması ve bebeğin bu ilişkiye karşı güven hissetmesi için netlik olmalıdır, karmaşa bebeğe endişe verir bu nedenle ilişkileri tahmin edilebilir olmalıdır. 0-2 yaş arasında bebeğin bağlı olduğu kişiden bir günden fazla ayrı kalması onun için sarsıcı olabilir, kaygılanır. Bu sebeple kısa ayrılıklardan sonra bebek uzun ağlamalar yaşayabilir çünkü ayrılık boyunca gerilmiştir stresini boşaltmaya çalışır.

Bebeğin güvenli ve sağlıklı bir bağ kurması için basit ama etkili yöntemler vardır:

1-Bebeğinizle ilgilenecek kişi ya da kişiler sabit olmalı

2-Günün hangi saati olduğu fark etmeksizin fiziksel temas kurulmalı

3-Bebeğinizin ihtiyaçları konusunda hassas olunmalı

4-Bebeğinizin ağlarken yalnız olması engellenmeli

5-Stres boşaltmak için ağlayan bebeğiniz onu anlayış ve sevgiyle aldığınız kucağınızda ağlamalı

6-Cezalandırmak, sarsmak, vurmak asla olmamalı

7-Kendi endişeleriniz, stres ve hüznünüzle ilgilenilmeli, destek alınmalı.

 

 

Ebeveynlere Not:

Bebeğinizin huzurlu, güvenli, sevgi dolu bir ortamda bu en hassas zamanlarını yara almadan sağlıkla atlatmasını istiyor ve çabalıyorsunuz. Bebeğinize bu ortamı sağlamak için önce sizin huzuru, güveni ve sevgiyi hissetmeniz gerekmektedir. Bebeğinizin güç kaynağı sizlersiniz bu nedenle siz iyi olun ki bebeğiniz fiziksel, bilişsel ve sosyal olarak tam bir sağlık haliyle büyüyüp gelişsin.

Ebeveyn olmak zor bir görevdir fazla baskı, sorumluluk içerir. Bu yoğunluk bazen istemeden hata yapmanıza neden olabilir. Kendinizi yetersiz, çaresiz hissedebilirsiniz ya da tüm bu sorumluluklar size tükenmişlik hissi veriyor ve bu hisler sizde suçluluk hissini uyandırıyor olabilir. Ebeveynliği zorlaştıran sebeplerden biri de yardım almamaktır. Desteğe ihtiyaç duymamanız mümkün değildir bu nedenle destek isteme konusunda çekinmemelisiniz. Aile büyüklerinden, arkadaşlarınızdan ya da bakıcılardan yardım almayı deneyebilirsiniz.

Bebekler insanların ruh hallerini anlayabilirler özellikle annelerinin ruh halini anne karnından itibaren hissedebilirler bu yüzden bebeğiniz hissettiği gerginlik sebebiyle endişelenebilir ve korku hisseder. Kendi ruh halinizin dengelenmesi için ayırdığınız zaman dilimleri size bencillik gibi gelmemeli çünkü bebekten ayrı geçen bir saat sonrasında bebeğinizle geçireceğiniz zamanın kalitesini arttıracaktır. Ailenizden biriyle, arkadaşlarınızla ya da bir klinik psikolog, psikolog, pedagog ya da psikolojik danışmandan terapi almaya başlayarak var olan geriliminizi atmalısınız. Ağlama ihtiyacı duyduğunuzda bebeğinizin sizin kucağınızda uzun uzun ağlaması gibi siz de sevgi ve güven dolu kollar arasında ağlayabilmelisiniz.

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

OYUN TERAPİSİ NEDİR, FAYDALARI NELERDİR?

Literatürü incelediğimiz zaman oyun terapisinin iyileştirici gücü üzerine çarpıcı araştırmalar görmekteyiz. …

ERKEKLERDE CİNSEL İSTEKSİZLİK

En sık görülen cinsel işlev bozukluklarından biri cinsel istekte azalmadır. Erkeğin cinsel isteksizliği sanılanın …

EMDR TERAPİSİ HAKKINDA MERAK EDİLENLER

Her hayat, beklenmedik zamanlarda karşılaşılan türlü zorluklarla doludur. Yaşanılan bütün psikolojik sorunların …