BLOG

Ücretsiz İçerik - Bilgilendirici Yazılarımız

GEÇMİŞ ÇOCUKLUK TRAVMALARINIZIN ÇOCUKLARINIZLA İLETİŞİMİNİZE ETKİSİ  

Çoğumuz çocuk sahibi olmak ister. Ama ebeveyn olmak her zaman mutluluk getirmeyebilir. Mutluluğun yanına umutsuzluk, kızgınlık, öfke, nefret gibi duygular eşlik edebilir. Bu yoğun duygularla birlikte ebeveynler kendilerini savunmasız ve çaresiz hissedebilirler. Ebeveyn olarak geçmişte çözemediğiniz her sorun çocuklarınızla aranızdaki iletişimi etkiler. Bastırdığınız duyguları açığa çıkarmalı ve çözmek için uğraşmalısınız. Her şey sizin ve çocuğunuz için.

 

EBEVEYN HALLERİ

Ebeveynler çocuklarına ellerinden geldiğince destek verirler. Her şekilde yanlarında olmaya, onları koruyup kollamaya, yaşamlarını sürdürebilmelerine, kendilerini geliştirebilmelerine ve onların iyi birer ebeveyn olmasını sağlamaya çalışırlar. Ama çoğu zaman bunları istediğiniz ve beklediğiniz şekilde gerçekleştiremeyebilirsiniz.

Genelleme ve Dramatikleştirme

Ebeveynler çocuklarına karşı bir beklenti içine girebilirler, bu beklentinin sonucu olarak da çocuklarının yaptığı en ufak hataları bile büyütme eğilimleri vardır. Çocuklarının dersleriyle ilgili zayıflarını, yaptıkları ufak yaramazlıkları, yapmayı unuttukları günlük sıradan faaliyetleri bile genelleyebilirler ve kendilerini bu konuda haklı çıkarmaya çalışabilirler.

Babaların ve annelerin bu konuda farklı oldukları düşünülür fakat durum tam tersidir. Günlük ev olayları ile yeterince ilgilenen babalar da anneler kadar çocuklarını genelleme ve dramatize etme eğilimine sahiptir. Erkek ebeveynin çocukla ilgili daha az şey biliyor olması ebeveynler arası çatışma da doğurabilir oysa çocukla ilgili şeyleri iki ebeveynin beraber çözümlemesi hem ebeveynler için hem de çocuklar için daha verimlidir.

 

Dürtüler ve Suçluluk

Ebeveynler bazen çocuklarının hatalarına karşı doğru olmayan tehdit edici davranış biçimlerinde bulunabilirler. Doğru olduğunu sandığımız tehdit, şiddet gibi eğitim tutumları çocuklarla aramıza mesafeler koyabilir. Çoğu ebeveyn bu gibi tutamlarda kendilerine hakim olamamaktan yakınırlar fakat kendi içsel süreçlerine döndüklerinde aslında öyle olmadığını anlarlar.

Ebeveynler daha önce çocuk olmamış gibi davranabilir ve çocuklarının davranışlarını anlamlandıramayabilirler. Hele de çevrelerinde çok fazla insan varsa çocuklarına hiç hak etmedikleri tepkiler verebilirler fakat başka insanların yanında çocuklarınıza verdiğiniz tepkilere dikkat etmeniz gerekir.

Yaşadığımız kültür dolayısıyla bir olayın sonucu için birini suçlarız. Ebeveynler çocukları istenmeyen bir davranış gösterdiklerinde çocuklarını ya da kendilerini suçlarlar. Kendini suçlayan ebeveyn değersiz hissetmesinden dolayı öfke duyarlar ve öfkesini çocuklarına yansıtırlar hatta şiddete bile başvurabilirler.

Çocuklarına yönelttikleri öfkeyle beraber çocuklarına yaftalayıcı sözler söyleyebilirler. Çocuklarsa onlara söylediğiniz sözleri gerçekleştirme eğilimindedir. Çocuğa ‘Sen bunu yapamıyorsun.’ dediğiniz zaman çocuk onu yapamamaya başlar. Böylelikle ebeveynin söyledikleri çocuğun karakterini oluşturmaya başlar.

Bazen de inkar aşamasına geçebilirler. Çocuğun yaptığı istenmeyen davranışı yaptığını kabul etmeyen ebeveyn karşısında çocuk, yalan söylemek durumunda kalabilir. Böyle ebeveynler kendilerini suçlamamak ya da hatalı olduğunu görmek istemediğinden bu davranışları yaparlar. Yeteri özgüvene sahip olan ebeveynler çocuğu suçlamak yerine dinleyecektir.

 

Mükemmel Ebeveyn

Çocuğunuzun diğer çocuklardan geride kaldığı konularda kendinizi yetersiz hissetmekle beraber suçlama eğiliminde olabilirsiniz. Bir şeyi iyi yapamıyorsa sizin suçunuz olduğunu düşünebilirsiniz. Matematikte başarılı olamama, kurallara yeterince uyum sağlayamama, akranlarıyla tartışma vb sorunları olan çocukların ebeveynleri, kendilerini ya da çocuklarını suçlamak, şiddet uygulamak, çocuğu cezalandırmak yerine çocuklarındaki bu soruna neyin yol açtığını çözmelidir.

Mükemmel bir ebeveynler olmaya çalışan bireyler, çocukları istediklerini sevmeyince bilinçdışı bir öfke duyabilirler ve çocuklarını, kendilerini yeterli hissetmelerinin önünde bir engel olarak görürler. Kendi hedefine ulaşmaya çalıştıkça sıklıkla çocuğun ihtiyaçlarını görmezden gelirler. Böyle ebeveynler kendinin farkına varma konusunda yetersizdir. Kendini iyi bir ebeveyn gibi hissetme tutumlarının, çocuklarıyla arasına mesafe koyduğunu anlayamazlar.

Çocukların mükemmel ebeveynden çok, onları anlayan, gereksinimlerinin farkına varan, hata yaptığında bunun sorumluluğunu alan ebeveynlere ihtiyaçları vardır.

Bazı ebeveynler de suçluluk duygusunu hissetmeyi kabul edemezler. Bu duyguyla yüzleşmek onlara ağır gelebilir ve hatta size bunu hatırlatan çocuklarınızı görmek bile ağır gelebilir ve çocuğunuzu sevmekte güçlük çekebilirsiniz. Bu gibi durumlarda bir uzmandan yardım almakta fayda vardır.

 

Otomatik Tepkiler

Ebeveynler çocuklarına karşı yaptıkları yanlış bir davranışın kendiliğinden geliştiğini söyleyebilirler. Çocuklarına kırıcı bir söz söylemişlerdir ya da ona vurmuşlardır ama bu onlara göre kendiliğinden bilinçsiz bir şekilde olmuştur. Oysa bunlar bizim geçmişte öğrendiğimiz dürtülerdir.

Ebeveynleri çaresiz hissettiren başka bir durum ise çocukların kalabalık ortamlarda ebeveynleri küçük düşürecek davranışlar gerçekleştirmeleridir. Ebeveynler kendilerini böyle bir durumda güçsüz hissettiğinden şiddete başvurabiliyorlar fakat tek yapmaları gereken çocuklarıyla sakin sakin konuşmak ve onları anlamaya çalışmaktır.

Çocuklarınızı tehdit etmek ya da vurmak gibi bilinçsiz yaptığınız otomatik tepkiler çoğunlukla kendi ebeveynleriniz tarafından öğrendiğiniz tepkilerdir. Bunların yanlış olduğunu biliyorsunuzdur ama bunları öğrenmişsinizdir ve farkında olmadan siz anneniz ve babanız oluverirsiniz. Tokat atmanın yanlış olduğunu düşünüyorsunuzdur ama çocuğunuza tokat atıyorsunuzdur, bu bilişsel çelişkinin sonucu olarak ortaya çıkan gerilimi azaltmak için zamanla tokat atmanın doğru olduğunu düşünmeye başlarsınız. Çünkü düşünceleri değiştirmek davranışları değiştirmekten daha kolaydır.

 

Hakaretler

Ebeveynler düşünmeden çocuklarına hakaret edebiliyorlar. Çoğu ebeveyn kendi ebeveyninden hakaret duymuştur. Hakaretler, çocuk ve ebeveynleri yaralar ayrıca ebeveyn ve çocuk arasındaki ilişkiyi de büyük oranda zedeler. Bir bakıma şiddetin sözlü türüdür.

Neredeyse bütün çocuklar akranlarından hakaret işitebilir fakat ebeveyninin hakaret etmesi oldukça yaralayıcıdır. Kendi ebeveyninden hakaret duymuş ebeveynlerin kendi çocuklarına hakaret etme olasılıkları yüksektir. İşittiğiniz hakaretlerin acısını bastırmak için bu hakaretleri kendi çocuklarınıza yansıtıyor olabilirsiniz. Hakaretleriniz, geçmişinizde can yakan sözlerle bağlantılıdır, çocuklarınızla bir ilgisi yoktur. Çocuklar, ebeveynlerinden duydukları hakaretlere inanırlar ve bu hakaretlere göre davranabilirler.

Ebeveynler zamanında kendi ebeveyninde duyduğu hakareti içselleştirmiş, kabul etmiş ve kendini suçlu, değersiz hissetmiş olabilirler. Çocuklara yöneltilen öfke ile birlikte gelişen hakaretler, geçmişte kendinizi değersiz hissetmenizden kaynaklanır. Böylelikle geçmişteki duygular daha fazla bastırılır. Geçmişinizdeki değersizlik duygusunu çocuğunuza yansıtmak yerine çocuğunuzun davranışının nedenlerini anlamak, sorunu kavramak ve çözüm yolu aramak daha iyi sonuçlar doğurur.

Ebeveynler, çocuklarına yaramazlık yaptığı için vurmaktan çok, dayağı öğrenmiş oldukları için, bilgisiz oldukları içini kendilerini o an çaresiz hissetleri için, başka bir yol bulamadıkları için, geçmişteki değersizlik duygusunun üzerini örtüp kendilerini güçlü hissedebilmek için vururlar. Yani, şiddet çoğu zaman ebeveynlerin çözümlenmemiş içsel sorunlarından kaynaklanır.

Çocuklara fiziksel şiddet uygulamanın, onları eğitmenin bir yolu olduğun düşünen ebeveynler vardır. Oysa durum tam tersidir. Şiddet uygulamak çocuğun davranışını azaltmaz ya da değiştirmez. Çocuklar anne babaları onlara vurduğunda çoğunlukla affedicidir ve ebeveynlerin onlara neden vurduklarını bilirler ve ebeveynlerini haklı görebilirler ama problem davranışlarını azaltmazlar. Şiddet, çocukta çok ciddi, kalıcı sorunlar yaratabilir.

Çoğu ebeveyn başka bir yol olduğu takdirde çocuklarına şiddet uygulamaz. Çocuklarına şiddet uygulayan ebeveynler bir profesyonelden yardım alıp farklı eğitici yollar öğrenmelidir.

Çocuklar, sıklıkla öfkenizin asıl kaynağı değildir. Eşinize, dışsal başka olaylara, günlük sıkıntılara olan öfkenizi yönlendirdiğiniz nesne konumundadırlar. Çocuklarınız hiçbir şey yapmamış olsalar dahi size bağımlı olması, sizden beklentilerinin olması, öfkenizi çocuğunuza yönlendirmenize yol açabilir.

 

Çocuğunuzun Hayır Demesi

Çocuklarınız her zaman isteklerinizi yerine getirmeyip size karşı çıkabilirler. Benlik duygusu güçlü olan ebeveynler değilseniz buna ters tepki verebilirsiniz, bunu kendinize bir tehdit olarak algılayabilirsiniz. Çocuğunuzun sizi reddetmesi geçmiş ilişkilerinize yüklediğiniz anlamla farklı bir boyut kazanır. Ebeveyn, çocuk üzerindeki baskısını daha da artırır ve çocuk da kendi özerkliğini korumak için daha fazla savunmaya geçer.

Çocuklar ebeveynlerine karşı gelerek kendi kimliklerini oluşturmaya çalışırlar. Ebeveynler çocuğun bu karşı gelmelerine tepki gösterdiklerinde ebeveyn ve çocuğu arasındaki ilişki zedelenir. Çocuklarınızın karşı gelmeleri size kasten yapılmış bir durum değil, bir gereksinimin sonucudur.

Kendi benlik duygunuz yeterince gelişmişse, çocuğunuzun size karşı gelmesini doğal bir durum olarak karşılar ve saygı gösterirsiniz. Böylece çocuğunuz sizin karşınızda kendini savunmak zorunda hissetmez.

 

Kaprisler

Ebeveynler çocukları bir şeyi yapamadıklarında ya da onlara göre mızmızlandıklarında kapris yaptıklarını düşünürler ve buna öfkelenip sinirlenirler. Öfke ile birlikte saldırganlık duygusu da gelişebilir. Ama ebeveynler bu öfkeyi kendiyle ilişkilendirmiyor, çocuğuna yansıtıyorlardır. Çocuklar da ebeveynlerinin kendisi için kullandığı ‘Kaprislisin.’ sözüne inanıp böyle olduklarını kabul ediyorlar.

Ebeveynler çocuklarının gereksinimlerini kabul etmeme ve kapris olarak nitelendirme eğiliminde olabilir. Onlara göre çocuklarının istekleri gereksinimden çok, yüzeysel, genel geçer bir arzudur. Çocukların isteklerine kapris demek kolay bir yol gibi görünebilir fakat ortadaki sorun için bir çözüm yerine geçmez, bu sorun elbet tekrar yüzeye çıkacaktır.

 

Güç

Ebeveynler ve çocuklar arasındaki bir diğer sorun da gücün kimde olacağı konusudur. Otoriter ebeveynler çocuklarının kendilerinden daha güçlü olmasını istemezler. Fakat doğru olan karşılıklı iletişimle gelişen, gücün belli bir tarafta bulunmadığı ebeveyn çocuk ilişkileridir. Otoriter ebeveynler, kaprisli olduğunu düşündükleri çocuklarının, güç elde etmek için bunu yaptığını farz edebilir ama bu tam olarak böyle değildir.

Ebeveynler kendilerine yeterince güvenmedikleri, kendilerini değerli hissetmediklerinde çocuklarına otorite uygulamaya başlarlar. Çocukları üzerinde otorite kurmak ve güç uygulamak kendilerini yeterli ve değerli hissetmelerini sağlayabilir. Bu sağlıksız güç elde etme yöntemi, yanında şiddeti de getirebilir ve ebeveyn ile çocuğu arasındaki ilişki bozulmuş olur.

Kendi ebeveyni tarafından aşağılanmış, küçük düşürülmüş, güçsüz hissettirilmiş ebeveynler ya çocuklarına da aynısını yapmaya çalışırlar ya da kaçma ve çocuğuna karşı saldırganlaşma gibi olumsuz savunma mekanizmaları geliştirirler. Bazı ebeveynler de çocuklarının kendilerini tamamen kısıtladığını düşünüp çocuklarını, kendi güçlerine bir tehdit olarak algılayabilirler.

Özellikle yeni doğmuş bir bebeğiniz varsa size gereksinim duyduğu ve bağımlı olduğundan dolayı onun sizden daha fazla güce sahip olduğunu düşünebilirsiniz. Kendi ebeveyninden yeterince ilgi ve sevgi görmemiş ebeveynler bu durumu kabul etmekte ve çocuklarıyla yeterince ilgilenmekte zorluk yaşayabilir ve bebeklerine kızabilirler.

Ebeveynler, küçük yaştaki çocuklarına, yapma dedikleri şeyleri çocuklarının dinlememesi ve yapması sonucunda çocukların gücü elde etme isteği ile bunu yaptığı sonucunu çıkarabilirler. Çocuklarının kendilerine meydan okuduklarını düşünebilirler fakat aslında çocuklarınız o yaşta bunu akıllarına bile getiremez sadece dünyada ne olup bittiğini anlamak için yapma dediğiniz şeyleri tekrar tekrar yaparlar. Ancak 3 yaşına girdikten sonra sizin koyduğunuz kuralları hatırlamaya başlar yine de tamamen yapma aşamasına geçemeyebilirler.

Çocuklarınız her istediğiniz şeyi her zaman kabul edip yapmayabilirler. Onların da birey olmaya, kendi benliğine ve kişiliğine sahip olmaya, kararlar alabilmeye ve onları uygulamaya ihtiyaçları vardır. Ebeveynler olarak çocuklarınızın bu ihtiyaçlarına saygı duymalı ve onları desteklemelisiniz. Çocuklarınızın karar vermesine, yemeğini ne kadar yiyeceğini, ne zaman yiyeceğini ya da neyi giyeceğini seçmesine izin vermelisiniz.

 

Mahremiyet

Ebeveynlerin çocuklarına karşı aşırı korumacı davrandıklar olur ama bu ebeveyn ve çocuk ilişkisi için tehlikeli bir durumdur. Bazı ebeveynler çocuklarının gittikleri yere, giydikleri şeylere, ne yediklerine bile karışabilir ve hatta arkadaşlarıyla ilişkilerine bile müdahale etmeye çalışabilirler. Geçmişte kendi ebeveyninde de aynısını görmüş ebeveynler, çocuklarının birey olduklarını kabul edemezler ve öğrenmiş oldukları korumacılığı çocuklarına uygulamaya çalışırlar. Çocuklarının yaşamlarının kontrolünü ellerine alarak, kendi yaşamlarının kontrolünü kazandıklarını düşünürler.

Ebeveynler çocuklarını korumak, çocuklarının başlarına bir şey gelmesin, hasta olmasın, kötü bir şey yaşamasın, acı verici deneyimlerle hayatı öğrenmesin isteyebilirler. Bu çok doğal bir istektir fakat çocukları kendi hallerine bırakmak, deneyimleri acı verici yolla olsa bile kendilerinin kazanmasına izin vermek çok önemlidir. Kötü deneyimler yaşasınlar ama siz her zaman yanlarında olup onları destekleyin.

Bunu başaramayan ebeveynlerse çocuklarını, bütün hayatları boyunca kontrol etmeye kalkışırlar. Sadece çocuklarını değil, çocuklarının çevrelerine bile müdahale ederler. Bu çocuğunuzu hiçbir açıdan korumaz sadece daha da kırılgan olmasına neden olur. Çocuklarınızı kontrol ettikçe çocuklarını, kendilerini güçsüz hissedip size boyun eğerler.

Çocuklarınızın bir gün büyüyüp yetişkin olacağını kabul etmeniz gerekir. Biraz geri çekilmeli ve onların hayatlarını yaşamasına izin vermelisiniz.

 

Ayrımcılık

Çocuklar, ebeveynlerinin ya da çevresindeki diğer kişilerin ayrımcılık yaptığını düşünebilirler. Onlara öyle olmadığını söylemek çoğu zaman işe yaramaz çünkü çocuklar aslında ayrımcılık yapıldığını alıyordur.

Bir ebeveyn ayrımcılık yaptığında, diğer ebeveyn büyük olasılıkla çocuğu korumak için çocuğun yanlış düşündüğünü söyleyip diğer ebeveyni affettirmeye çalışabilir. Oysa tam tersi, çocuklar daha da incinebilirler çünkü onların söylediklerine güvenmediğinizi düşünebilirler. Diğer ebeveyni savunma, sevgi konusunda da olabilir. Çocuklar ebeveynin kendisini sevmediğini size söylediğinde, diğer ebeveyni savunmaya geçerseniz çocuğunuzla aranızdaki ilişki zedelenebilir.

Çocuğunuz diğer ebeveynin ayrımcılık yaptığını ya da kendisini sevmediğini düşündüğünü size söylediğinde, onu sonuna kadar dinlemeli ve düşüncelerine saygı duymalısınız. İlla bir şey söylemenize, bir şey yapmanıza gerek yok, sadece onu anladığınızı hissettirmen ona iyi gelecektir. Bu şekilde diğer ebeveyniyle bunu konuşmaya cesaret edebilir. Daha ilerisi için fikirlerini, düşüncelerini başka insanlara söyleme cesaretine sahip olabilecek ve kendine güvenleri artacaktır.

Çocuklarının ayrımcılık düşünceleriyle karşılaşan ebeveynler birlikte durumu irdelemeli, nedenini birlikte anlamaya çalışmalı ve bir karar vereceklerinde bunu beraber yapmalıdırlar.

Ebeveynler için çocuklarını aynı oranda sevmek mümkün değildir. Bu sevginin farklılığına bir neden bulmakta zorlanabilirler. Her ebeveynin çocuklarından beklentileri vardır ve çocuğumuz beklentimiz uymadığı zaman diğer çocuğumuzu daha fazla sevme ve onunla daha fazla ilgilenme eğiliminde olabiliriz.

Bütün çocuklarımız birbirinden çok farklıdır. Bizim çocuklarımıza davranış şeklimiz de farklıdır. İlk çocuğumuza ilk olmasından ötürü çok daha farklı bir şekilde yaklaşırken her doğan çocukta ilgimiz biraz daha azalabilir. Biz bile her çocuğumuza farklı davranırken karakterlerinin de farklı doğrultuda gelişmemesi mümkün değildir.

 

Benzerlikler ve Farklılıklar

Ebeveynler, çocuklarının onların istediği alanda istediği şekilde iyi olmasını isterler. Hatta özellikle geçmişte onların yapamadığı alanlarda çocuklarının başarılı olmasını beklerler. Çocukları istedikleri başarıya ulaşamadıklarında da onlara öfkeli hissederler oysa onlar da geçmişte başarılı olamamıştır.

Böyle bir durumda ebeveyne göre, çocuğu, kendisinin de yapamadığını, başarısız olduğunu hatırlatan bir araç konumundadır. Aynı zamanda çocukların iyi yaptığı şeyleri de kendilerinin iyi yapmalarına atfederler. Çocuklarının başarısızlıkları çocuklarıyla ilgili, başarıları ise ebeveynler ile ilgilidir.

Size benzemediği ya da karakterinden dolayı diğer çocuğunuzu daha fazla sevdiğinizi düşünmek, kendinizi rahatlatmanızı ve suçluluk hissetmemenizi sağlayabilir ancak durum tam olarak öyle değildir. Çocuklarınıza karşı hissettikleriniz bilinç dışınızda yer alır ve bilinç dışınızdan etkilenir.

 

Sevmek Zordur

Çocuklarınızı doğdukları andan itibaren sevmek zorunda olduğunuzu düşünürler fakat ne yazık ki bunun mümkün olmadığı zamanlar vardır. Herkes sizden bunu bekler ama sizin içinizde bir boşluk hissi vardır, böyle durumda olan çoğu ebeveyn, bunu kendine bile itiraf edemeyebilir. Çevrenizden bir insana  bunu söyleseniz, muhtemelen sizin normal olmadığınızı düşünür, siz de kendinizi suçlu hissedersiniz oysa yanınızda sizi dinleyen, anlayan birileri olsa çocuğunuzu sevme süreciniz kolaylaşabilir.

Çocuğunuzu sevmemenizin birçok sebebi olabilir. Belki doğumda yaşadığınız travma, belki onu doğurmayı istemeyişiniz, belki de tamamıyla bilinç altınızla alakalı bir şeydir. Bunu çocuğunuzla paylaşmak, içinizden geçenleri ona söylemekte fayda vardır. Bu onun canını elbette çok yakacaktır ama bunu sizden duymak onu size yakınlaştıracaktır, aynı şekilde siz de yüklerinizden kurtulmuş olacaksınız ve çocuğunuzu sevme sürecine girebileceksiniz. Tek başınıza bunu yapacak gücü kendinizde bulamıyorsanız bunu sizi yargılamayacak bir uzman eşliğinde çocuğunuzla paylaşabilirsiniz.

 

ÇOCUĞUNUZA KIZMA NEDENLERİNİZ

Ebeveynlerin öfkelerinin asıl nedeni çoğu zaman çocuklar değildir. Ama onlar öfkenizi yönlendirebileceğiniz konumdadırlar. Çocuklarınıza uyguladığınız orantısız tepkiler, çocuklarınızla aranızdaki ilişkiyi zedeleyebilir. Yapabileceğiniz en önemli şey bunu yaptığınızı kabul etmek ve fark etmektir.

 

Tükenmişlik

Anneler, sürekli bir iş yapmalarından ve her gün bunu yapmak zorunda olduklarından, çocuklarını korumak istemeleri ve bunu başaramamalarından, planlarını gün içinde uygulayamamalarından, onca yaptıkları şeye rağmen çevresindeki insanların minnet duymamasından, kendilerine çok fazla şey yüklenilmesinden, eşleriyle aralarında sorunlar olması gibi nedenlerden dolayı tükenmişlik yaşayabilirler. Yapılacak sürekli işlerinin olmasından dolayı bazen çocuklarını sevmeye bile vakit ayıramayabilirler.

Bütün bu nedenlerden dolayı çok fazla öfkeli hissedebilirsiniz. Tükenmişlik hissi, yaptığınız şeylerin de yeterince farkında olarak yapamamanıza neden olur. Bütün bu olanların yanında kimsenin yanınızda olmayışı size daha da tükenmiş hissettirir. Böylece çocuğunuz en ufacık bir şey yaptığında bile ona patlar ve olması gerekenden daha fazla tepki verirsiniz.

Annelerin bu tükenmişliğini gören babalar ise tavsiye niteliğinde cümlelerde bulunabilir. Fakat bu eşlerine tükenmişliğin yanında özgüvensiz hissettirmekten başka bir işe yaramaz. Böyle erkekler, baba olduklarının ve onların da sorumlu olması gerektiğinin farkında değildir. Erkekler babalık görevlerinin yanında, eşlerine anlayış, sevgi ve ilgi göstererek kocalık görevlerini de yapmalıdır, bu erkeğin ve kadının beraber yürütmesi gereken bir süreçtir. Bir uzmandan yardım almakta da fayda vardır.

 

Nedensiz Yetersizlikler

Bazen iyi hissetmeyiz ama bunun bir nedeni yoktur. Çevremizdeki insanlara göre mutsuz olmamamız için bir sebep yoktur ama öyleyizdir. İçimizdeki o boşluk hissi bize kendimizi yetersiz hissettirecektir ve kaçınılmaz bir şekilde bu çocuğumuza yansıyacaktır.

Bu iyi olmama hali ve boşluk hissi, çocuklarımızdan önceki hayatınızda hissettiğiniz tatmin duygusunu, çocuklarınız doğduktan sonra hissedememenizle ilgili olabilir. Geçmiş hayatınızda yaşayıp şu an yaşayamadığınız şeyler çocuğunuzun suçu değildir. Çözüm yollarına geçmeden önce kendi içinize dönüp ihtiyaçlarınızı karşılamaya çalışmalıyız.

 

Zorluk Yaşadığınızda

Bazı zamanlarda yorucu günlük rutininizin üzerine zorlu ve farklı süreçler eklenebilir. Bir yakının ölümü, hastalıklar, işini kaybetme, maddi olarak çöküntü yaşama gibi olaylar sizi çok büyük bir kaygıya sürükler. Sorundan çok, yaşadığınız kaygı hayatınızı etkiler. Sizin hayatınızı etkileyen bir durum doğal olarak çocuğunuzun hayatını da etkileyecektir.

Bu kaygıları görmezden geldiğinizde çocuklarınıza yansımayacağını düşünebilirsiniz fakat çocuklarınız her şeyi hissedecektir. Sorunları dile getirmek, çevrenizdeki insanlarla ya da bir uzmanla konuşmak her zaman kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır. Sorunlarınızı çocuklarınıza söylemek size iyi bir seçenek gibi görünmeyebilir ama çocuklarınız sizi üzen ve sizde kaygı uyandıran şeyin kendileri olacağını düşüneceğinden ve belki bundan dolayı, davranış problemleri yaşayacağından onlarla sorunları konuşmak daha iyi bir seçenek olabilir.

 

Çocuğunuz İstemediğiniz Şeylere Sahip Olduğunda

Çocuklarınız doğdukları andan itibaren sizde, geçmişe ait istemediğiniz veya sevmediğiniz şeyleri yansıtıyor gibi görünebilir. Bundan dolayı çocuğunuza öfke besliyor da olabilirsiniz, bunları kendinizi bu duygulardan korumak için yapıyor olma ihtimaliniz yüksektir.

Geçmişte çocuğunuzla çağrıştırdığınız olay ya da durumun sizde yarattığı güçsüzlük, yetersizlik, kırgınlık duygularından bir uzmanla kurtulabilirsiniz. Çocuklarınızın bu olayı yaşamanızla bir ilgisi yok, bunun farkına varmalısınız. Unutmayın, siz öfkeliyseniz çocuğunuzun da öfkeli olma ihtimali çok yüksektir.

Siz çocuğunuza şiddeti öğretirseniz, çocuğunuzun da ilerde kendi çocuğuna şiddet uygulama olasılığı yükselecektir. Çünkü siz de şiddeti ebeveynlerinizden öğrendiniz. Şiddet, bir eğitim yöntemi değildir.

Çocuğunuz hiç hoşunuza gitmeyecek ve sizi öfkelendirecek bir şey yaptı. Ani bir tepkiyle düşünmeden ona vurdunuz. Aslında bunu yapma sebebiniz, beyninizin daha önceki anılarınızı hatırlayarak o ana uygun tepkiyi bulmasıdır. Günümüzde yaşadığımız çoğu olayı beynimiz otomatik olarak geçmişteki olaylarla özdeşleştirir.

Geçmişte yaşadığınız acı dolu deneyimlerden, bu deneyimlerin kalıntılarını çocuğunuza yansıtarak iyileşemezsiniz. Çoğu yara bastırılarak iyileşmez, sadece unuttuğunuzu ve artık önemli olmadıklarını düşünebilirsiniz ama çözümlenmemiş her şey sizi bugün bile etkiliyordur. Geçmişin yüzeye çıkmasına izin vermelisiniz, bunu bir uzman eşliğinde yapmak size daha yardımcı olacaktır.

 

Kaçmak

Bazı babalar, çocukları doğduğundan beri işte, daha fazla para kazanmak bahanesiyle daha fazla durmaya başlar. Aslında bunun sebebi, eşlerinin çocuklarına ilişkin duygularını yaşamak istememelerinden dolayı olabilir. Çoğu baba, eve gelince yorgun olduğundan yakınır fakat bu yorgunluk, duygusal bir yorgunlukla ilişkili olabilir.

Babaların böyle hissetmesinin nedeni geçmişinde kendilerine verilmeyen ilgiyi, çocuğunun bulması olabilir. Kendi geçmişinde yaşadıkları terk edilmişlik, ilgisizlik hissinin yarattığı yoğun duygunun tersini, çocuğunun görmesi babaları kendi çocuklarından uzaklaştırabilir. Aynı durumu kadınlar da yaşıyor olabilir fakat onların uzaklaşma şansları neredeyse hiç yoktur. Böyle bir durum yaşayan babalara uzmanların önerisi, belirli bir süre boyunca kaçmayarak, çocuğa odaklanarak, bütünüyle çocuğunun yanında olarak onunla oyun oynamasıdır.

Çocuklarla İlgili Hayaller

Çocuklarınıza karşı ensest şeyler hayal ediyor olabilirsiniz. Her insanın bilinç dışında çok farklı şeyler bulunur. Bunu sürekli yapmaya başladıysanız bilinç altınız size bir şeyin sinyalini veriyor olabilir. Geçmişte tacize uğramış, böyle bir olaya tanık olmuş ve kimseye söyleyememiş ya da ailenizden bir yakınınız tacize uğramış ve hiç haberiniz olmasa bile bilinç dışınızda bunun kalıntılarını yaşıyor olabilirsiniz. Cinsel olmayan ama aşağılandığınız bir durumda kalmış da olabilirsiniz.

Bunları hala içinizde yaşıyor ve en yakınınızdaki çocuğunuza yansıtıyor olabilirsiniz. Çocuğunuzla ilgili hayaller kurmak sizin savunma mekanizmanızdır. Bu enseste dayalı hayaller için bir uzmanla görüşmeye ihtiyacınız var. Özellikle sorunun kaynağını bulması, sizi daha iyi anlaması ve daha iyi yardımcı olabilmesi için bir uzmana danışmak her zaman daha iyidir.

Çocuklarınızla ilgili hayaller, hem size kendinizi suçlu hissettirir hem de çocuğunuzla aranıza mesafe koymanıza neden olabilir. Müdahale edilmezse daha detaylı senaryolara dönüşebilir. Kendiniz ve çocuğunuz için konuşmaya cesaret etmeli ve bunun daha ileri boyutlara geçmesine izin vermemelisiniz.

Geçmişte şiddet anına tanık olmak da ebeveynler için ciddi sorunlar yaratmaktadır. Günümüzde her toplumda şiddet oldukça yaygındır. Annesine yapılan şiddeti görmüş bir çocuk yıkılır ve kendini güçsüz hisseder ve çoğu zaman bir şey yapamamanın suçluluğunu yaşar. Kafası karışır ve neyin doğru neyin yanlış olduğunu ayırt edemez.

Ortaya hiç de yabana atılmayacak davranış problemleri ortaya çıkar. Çocuğu ilerde alkol, uyuşturucu gibi kötü alışkanlıklara yöneltebilir. Yapılan araştırmalara göre, ebeveyninin birbirine şiddet uygulamasına şahit olan çocuklar diğerlerine göre daha saldırgan oluyorlar. Şiddet sırasında sesini çıkaramayan çocuk, kendini şiddeti kendisi göstermiş kadar acı çekip suçluluk duyabilir.

 

Rekabet

Ebeveynlerin hepsi mükemmel koşullarda büyümemiştir. Hatta çok zor şartlarda yaşamış olanlar vardır. Çocuğunuz zamanında sizin sahip olmayı isteyip sahip olamadığınız çoğu şeye sahip olabilir. Sizin bu durumu kabullenmeniz kolay olmayabilir. Çocuğunuza karşı istemsiz bir kızgınlık bile duyabilirsiniz. Çocukluklarını iyi yaşayamamış ebeveynler, çocukluklarına duydukları bu kızgınlığın nedeninin farkında olmayabilir. Ama bunun farkında olanlar da vardır.

Çocuklarına kızgınlıklarının farkında olan anneler çocuklarını bilerek kötü giydirebilir, babalarsa eşleri için rekabete girmiş gibi hissedebilir. Bazıları bunu çocuklarına hakaret ederek de yansıtabilir. Çocuğunun kendisinden daha iyi, daha güzel olmasına tahammül edemeyen ebeveynler, çirkin ya da iyi olmadıklarını söyleyerek hakaret edebilir. Çocuklar bu hakaret karşısında ebeveynine inanacak ve o doğrultuda davranacaktır.

Rekabeti hiç fark etmediğiniz durumlarda çocuklarınızın sizi kısıtladığını ve, sabote ettiğini düşünebilirsiniz. Onun isteklerine tahammül edemezsiniz ve yakınlık kurmaktan korkabilirsiniz. Çocuğunuzla rekabete girdiğinizi düşündüğün an bunu bir uzmanla paylaşmalı ve yardım istekten çekinmemelisiniz.

 

YAŞ

Çocukların yaşı, onlarla kurduğumuz iletişim, gereksinimlerinin boyutları gibi hayatınızda birçok şeyi belirler. Çocuğunuz hangi yaşta olursa olsun elbette sorunlarla karşılaşacaksınız. Bu sorunları yakın çevrenizle paylaşmak yüklerinizden bir an olsun uzaklaşmanızı sağlar.

 

Henüz Ceninken

Çocuklarınızla daha anne karnındayken ilişki kurmaya başlarsınız. Onunla konuşursunuz, ona dokunursunuz, ona şarkı söylersiniz hatta onunla kötü anlarınızı bile paylaşırsınız. Ve bebeğiniz henüz doğmamışken bile sizi anlayıp hissedebilir.

Hayatınızı etkileyecek bir olay başınıza gelmiş olabilir. Bebeğiniz onunla paylaşmasanız bile sizi anlayıp güvensiz hissedebilir. Onunla konuşup hem sizin hem onun rahatlamasını sağlamalısınız. Siz, ona hissettiklerinizi dile getirdikçe o da bunları anlamlandırabilecek, sizin cesaretinizle artık korkmayacaktır. Ayrıca kaygıları ifade etmek sizdeki sevgiyi kısıtlamamış olacaktır.

Geçmişte yaşadığı acılardan dolayı benlik duygusu yeterince gelişmemiş, kendilerine güvenmeyen, yetersiz hisseden anneler, karnındayken bile bunu çocuğuna yansıtabilir. Bebeğiniz henüz doğmamışken istenmediğini hissedebilir. Bazen sadece sizin ebeveyniniz de sizi istemediği için siz de çocuğunuza karşı böyle hissedersiniz. Bu hislerle başa çıkmak kolay değildir. Çocuğunuz doğduktan sonra her şey sizin için ve çocuğunuz için daha içinden çıkılmaz bir hal alabilir. Çocuğunun kendisinden çok fazla şey talep ettiğini düşünebilir, çocuğuna hiç yakınlık duymayıp sınır koyabilir ya da çocuğu üstünde egemenlik kurmak isteyebilir. Çocuğunuz daha doğmamışken bu hislere kapılıyorsanız bunu bir uzmana danışmakta fayda vardır.

 

Doğum

Doğum uzun süre beklenen ve bebekle annenin ilk karşılaştığı andır. Ama bazen işler istenildiği gibi gitmeyip komplikasyonlar çıkabilir. Anneler doğum anında mutluluktan farklı olarak hüsran, keder, öfke gibi duygular da hissedebilir. Anne eğer geçmişte taciz gibi bir olay yaşamışsa duygular daha da karmaşıklaşır. Bu yoğun duygular sebebiyle sevgi bazen geri planda gibi hissedilebilir. Çünkü doğum sırasında hüsran, keder, acı gibi duygular bastırılmıştır.

Anneler bazen yaşadıkları acı dolu anların sebebini bebeklerine yorabilir, bunu da çocuğuyla arasına mesafe koyarak gösterebilir. Özellikle bu gibi problemlerin ortaya çıkmaması için doğumdan sonra anne yalnız bırakılmamalı, anneye duyguları sorulmalı ve içindekileri paylaşmasına izin verilmelidir.

Doğumdan sonraki anneye yaklaşımlar da çok önemlidir. Çevrenin anneye karşı tepkisi anneyle bebek arasındaki ilişkinin belirlenmesinde rol oynayan etkenlerden biridir. Doğum sürecinde ne olursa olsun bunu düzeltmenin sizin elinizde olduğunu unutmayın.

 

Doğum Sonrası İlk Anlar

Doğum sonra ilk temaslar anne ve bebeğin bağlanma süreci için çok önemlidir. Temas bağlanmayı getirir. Bağlanma ise ilerde çocuğa kötü davranılmamasında bile çok etkilidir.

Doğumdan sonra eve gelinen sürede ‘baby blues’ depresyonu gelişebilir. 2 ya da 3 gün süren bu depresyonda anneyi yalnız bırakmamak, anlayış göstermek, bu depresyonu yaşayan annenin daha kolay atlatmasına yardımcı olacaktır. Bu süreci yaşayan anneler, özgüveni ve güvenlik duygusu yeterinde gelişmemiş, geçmişte acı tecrübeler yaşamış bireylerdir.

Doğum sonrasında bebeğini sevmekte güçlük çeken anneler olabilir. Onlara ‘Sen iyi bir annesin.’ demek kendilerini daha iyi hissettirmez hatta belki kendilerini daha da suçlamalarına neden olur. Onlara anladığınızı hissettirmek, her türlü konuda yardımcı olmak gerekir. Eğer bunu yaşayan bir anneyseniz ve çevrenizde sizi anlayışla dinleyecek insanlar yoksa mutlaka bir uzmana başvurmalısınız.

 

Emzirme Dönemi

Annelerin sütünün gelmesi onlar için önemli bir olaydır. O yüzden bu dönemde onlara bu konu ile ilgili söylediğiniz her şeye dikkat etmelisiniz. Anneye sütünün gelmesi ile ilgili kötü bir şey söylediğinizde, bu durum annenin zaten doğum sonrası stresinin üzerine daha da duygusallaşmasına neden olur. Duygusallaşan anne kendini yetersiz hissetmeye başlar.

Bebek, annesinin uzaklaşmasını ve kaygılı olmasını hissedecektir. Böyle bir bebek annesinin güven vermesine ihtiyaç duyacak ve bunu hissetmek için her şeyi yapacaktır ve annesine bağımlı hale gelecektir.

Annenin yalnızca içindekileri dökmeye, kendine söylenen şeylere karşı gelmeye, öfkesini dile getirmeye ihtiyacı vardır. Bu durumu yaşayan babalar da vardır. Eşleri, bebeklerini doğru şekilde kucaklarına almadığını, altını düzgün değiştirmediğini söyleyebilir. Ve böylece baba, kendini geri çekecek ve bebeği annesine bırakacaktır.

 

Ağlama ve Uyku Sorunları

Bebeklerinin ağlaması çoğu ebeveyn için katlanılamaz bir durumdur. Ebeveynlerden bebekleri neden ağlamış olurlarsa olsun ağlamasın isterler.

Bebeğinin bütün ihtiyaçlarını karşılamışken bebeğin yine de ağlaması ebeveynlere manipülasyon gibi görünebilir. Oysa bebeğiniz sadece sizi yanında istiyordur çünkü buna ihtiyacı vardır. Hala onunla mısınız emin olmak istiyordur. Unutmayın, bebeğinizle temas etmek onun ağlamalarını azaltmak için önemli bir etkendir.

Bebeğin ağlamasına ne kadar kısa sürede tepki verirseniz bebeğiniz o kadar kısa süre ağlar. Bebeğe müdahale gecikirse ağlama da o kadar uzun ve şiddetli olacaktır. Bebeğiniz bazen sadece rahatlamak için ağlar, sizin gibi. Çünkü onun da acıları var ve bu acılardan ağlayarak kurtulmaya çalışıyor.

Bazı ebeveynler bebeklerinin ağlamalarını kendi ağlamaları ve kendi acılarının dışa vurumu olarak algılayabilir ve bebeğinin ağlamalarına katlanamaz onu hemen susturmak ister.

Ağlamak gibi bir diğer sorun olabilecek şey de uykudur. Uyku, ebeveynlerin doktora en çok başvurduğu şikayettir. Doktorlara göre bir bebeğin uyku düzeni olması için en az 3 ay gerekiyor. Ebeveynler çocuklarını uyutmak için yanlarında yatırabilir.

Bebekler, her iki saate bir uyanma eğilimi gösterir. Özellikle aradıkları kokuyu hissedemediklerinde ya da çevrelerindeki bir etkenin değiştiğini hissettiklerinde uyanırlar ve ağlarlar. Bebeklerinin uyku problemi çekmesi ebeveynleri bebekten uzaklaştırabilir ve araya mesafe girmesiyle ilerleyen zamanlarda çocuğa kötü davranma riski artar. Bu konuda hem ebeveyn kendi için hem de bebeği için mutlaka bir uzmana başvurmalıdır.

 

1-3 Yaş Çocuklar

Anneler, çocukları yürümeye başladığı zaman büyümesi ve kendine bağımlı kalması arasında ikilemde kalabilir. Çocuk yürümeye başlamasıyla kendi özerkliğini oluşturmaya başlar. Bazı anneler bunun için çocuklarını kucaklarına çok fazla almazlar oysa kucakta taşınan bebekler daha erken ve daha kolay yürür. Bazı annelerse çocuklarının kendilerinden ayrı olmasına bile tahammül edemez.

Çocukların 18 aydan sonra artık ebeveynlerinden bağımsız kendi fikirleri, düşünceleri oluşmaya ve bunu dile getirmeye başlarlar. 18 aya kadar ise ebeveynlerinin söylediklerine, yaptıklarına bağımlı bir hayat sürerler. Özerklikleri çok azdır, ne yiyeceğine, ne giyeceğine, ne zaman uyuyacağına ebeveyni karar verir. Biraz daha büyüdüklerinde ise ne giyeceklerine, içeceklerine ya da ne yapmak istediklerine kendileri karar vermek isterler. Neyi sevdiğini ve neyi sevmediğini bulabilmelerinin yolu ebeveynine karşı gelmektir. O yüzden bu yaştaki çocuklar ebeveyninin her söylediğine hayır diyebilirler.

Bazı ebeveynler çocuğu kendisine hayır dediği zaman kendini kötü hisseder bazılarıysa geçmişte ebeveynlerinin kontrolü ellerinde tutmasından dolayı onlar da bir kez daha bunun olmasına izin vermezler. Çocuğunun isteklerine ayak uyduramayan ve karşıt gelmelerini kendilerine ait bir tehdit olarak algılayan ebeveynlerin çocukları, ilerleyen zamanlarda kendine güven ve isteklerini dile getirmek konusunda problem yaşarlar.

İki yaş çocukların ne istediklerini bildikleri ve daha bencil oldukları yaşar. Bu yaştaki çocukların bencil olmasının sebebi kendi benliklerinin sınırını çözmek istemeleridir. Ebeveynler bu yaştaki çocuklarının kendilerinin anlamlandıramadığı davranışlarına karşı saygılı olmalıdır.

Üç yaşındaki çocuk ise her şeyi ebeveyni yardım etmeden yapmak ister. Ebeveynler çocuklarının bu davranışlarının sebebini anlamayabilir ve ona yardım etmek isteyebilir, kendilerini kenara atılmış hissetme olasılıkları da yüksektir. Kenara atılmış hisseden ebeveyn yetersiz duyguları ve suçluluk yaşayıp bunalıma da girebilir, çocuğuna karşı gelip her şeyi yine kendileri yapmaya çalışadabilir. Annelik duygusundan başka kendine özgü bir rol göremeyen bireylerde çocuklarının birey olmasına izin vermeme daha yaygındır.

 

4 ve 12 Yaşlar

Dört yaşından on iki yaşına kadar çocuklar akranlarıyla iletişim kurmayı öğrenir, çeşitli oyunlar oynayarak zekalarını geliştirir, insanları ve kendilerini daha da keşfetmeye başlarlar. Ebeveynler de çocuklarının bu gelişim döneminde onlara eşlik ederler. Fakat her ebeveyn bunu yapabilecek düzeyde değildir. Kendi çocukluklarında acı deneyimler yaşamış ebeveynler olması gerektiği kadar çocuklarına eşlik edemeyebilirler.

Ebeveynler çocuklarının oyun isteklerine uymakta güçlük çekebilir, bu herkes için olağandır. Fakat geçmişte bunun eksikliğini yaşamış, ebeveyniyle oyun oynamamış ebeveynler çocuklarıyla oyun oynarken daha da zorlanır. Aynı şekilde çocuklarına şefkat ve ilgi göstermekte de zorlanabilirler.

Çocuklarınız dört ile on iki yaşları arasındaysa onları kendinize benzetme eğilimine girebilir ya da geçmişte gerçekleştirmek isteyip gerçekleştiremediğiniz hayallerinizi çocuğunuzun yapmasını isteyebilirsiniz.

 

Ergenlik ve Sonrası

Ergenlik hem ergen için hem de ebeveyn için zorlu bir süreçtir. Bu süreçte birçok olay yaşanabilir. Ergenliklerinde taciz yaşamış ya da ebeveyni tarafından baskıya maruz kalmış ebeveynler, çocuklarının ergenliğe geçmesiyle birlikte kötü bir şey olacağı korkusuyla kısıtlamaya girebilir, giydiği ve gittikleri yerlere karışabilirler. Bazılarıysa başlarına gelen şeyden ötürü kendilerini koruyamama duygusunu bastırmalarından dolayı aşırı müsamahakar davranabilir.

Çocuklarınıza geçmişte yaşadığınız olaylardan dolayı aşırı kısıtlamacı ya da müsamahakar davranmak, kendileri olabilme özgürlüğünü kısıtlamayla eşdeğerdir. Çocuklarınızla sizi uzaklaştıran bağlantıları görmek kopan ilişkinizi onarmanıza olanak sağlar.

Çocuklarınız için elinizden geleni yaparsınız ve bir gün geldiğinden daha ileriye gidebilmeleri için sizin yanınızdan ayrılırlar. Çocuklarının artık birey olması ve evden gidecek olması bazı ebeveynler için kolay kabul edilebilen bir durum değildir. Onların kendilerinden daha iyi yaşam koşullarının olmasını kaldıramazlar. Kendine güvenmeyen ve kendini değersiz gören ebeveynler, çocuklarının kendilerinden bağımsız bir seçim yapmasını istemezler. Çocuklarınızın gitmelerine izin vermek kendi içinizde bir sağlamlık gerektirir. Özellikle bu bir işte çalışmayan anneler için zorlayıcıdır.

Bazı ebeveynler geçmişte kendilerinin başarmayı isteyip başaramadığı şeyleri çocuklarının başardığını görmeyi istemezler ya da tersine onları sizin yapamadığınızı yapmaya zorlarsınız. Ebeveynler çocuklarının başarılı olmalarını istemediklerini yüzlerine söylemezler bu çoğu zaman bilinç dışındadır zaten fakat çocuklar, ebeveynlerinin bakışlarından bile bunu hissedebilirler. Böyle ebeveynler, çocukları başaramadıkları şeyi başardığında başarmanın mümkün olduğu yüzlerine vurulmuş gibi hissedebilirler. Çocuklarınıza süreçlerinde yardımcı olabilmek için önce kendi içinizde olanların farkına varıp gerekirse bir uzmandan yardım almanız gerekir.

 

ÖNERİLER

Davranışlarınızı değiştirmek ya da yönlendirmek hem çok derinlerde uzun zamandır bizimle olduklarından hem de çevremizde alacağımız tepkilere bağlı olarak her zaman kolay olmaz. Değişmenin, çocuğunuzun kafasını karıştıracağından istikrarlı davranmak isteyebilirsiniz ama çocuklarınızın koşullara uyum sağlayan ebeveynlere daha çok ihtiyacı vardır.

Suçluluk

Çocuğunuz bir davranış yaptığında bunu gözlemleyin. Suçluluk hissediyorsanız kendinize şefkatli düşünceler kurun. Kendinize saygı duyun.

Suçluluk duygusu bir şeye odaklanmamızı ve çözüm yolu bulmamızı engeller. Suçluluk duygunuzun geliştiği olayı denetleyin. Suçluysanız hatanızı değiştirmeye çalışın, suçlu değilseniz suçluluk duygusu hissetmenizin altında yatan güçsüzlük hissini fark edin. Sizde güçsüzlük duygusu yaratan olayları düşünün. Bastırmakta olduğunuz duygular sizde güçsüzlük ve suçluluk yaratabilir. Kendi farkındalığınızı geliştirdikçe bunlardan kurtulabilirsiniz.

Birkaç gün boyunca, çocuğunuzla zamanınızı nasıl geçirdiğinizi, çocuğunuzu etkinliklere dahil edip etmediğinizi, onu nasıl beslediğinizi, öptüğünüzü, ya da dokunduğunuzu, ona dokunduğunuzdaki duygularınızı, isteklerini nasıl reddettiğinizi, ona nasıl yardım ettiğinizi, yaramazlıklarıyla nasıl başa çıktığınızı, onun yaşamını nasıl dinlediğinizi, onun büyümesini nasıl kabullendiğinizi değerlendirin.

Çocuklarınızla ilişkilerinizde güçlü ve zayıf olduğunuz noktaları, çocuklarınız yaramazlık yaptığında ya da göstermemesi gereken bir davranış gösterdiğinde verdiğiniz tepkileri gözlemleyin. Böyle anlarda yapmak istediklerinizi ve duygularınızı düşünün. Değiştirmeyi en çok istediğiniz şeyi yazın ve bir karar alın. Gerekirse bir uzmana başvurun.

 

Çevrenin Bakışı

Çocuklarınız size göre çevreden iyi tepki almayacak bir davranış gösterdiğinde utanıyor musunuz? Bakışlardan utanmayın hatta onlarla konuşun. Kendinizi başkalarının bakışlarından kurtarabilirsiniz. Özellikle çocuklarının bir hastalığı olan ebeveynlerde bu yaygındır. Bunun için şunları yapabilirisiniz; aynı sorundan muzdarip başkalarıyla konuşun, farklılıklar hakkında bilgilenin ve başkalarını da bilgilendirin. Başka insanlarla iletişim kurmak size hoş görünmeyebilir fakat kendinizi iyi hissetmenize yardımcı olacaktır.

 

Gerginlik, Stres, Sinirlilik

Durup dururken sinirleniyor, unutkanlık yaşıyor, aceleci davranıyor, mükemmeliyetçi hissediyor ve çocuğunuz sözünüzü dinlesin hissediyorsanız stres altında olma ihtimaliniz yüksektir. Yeterince takdir edilip edilmediğinizi, yargılanmaktan korkup korkmadığınızı, yaptığınız şeylerin sizin mi tercihiniz olduğunu, hangi noktada olduğunuzu düşünün. Bunlar stres unsurunuzu bulmanız konusunda size yardımcı olacaktır. Güvenli hissediyor musunuz, yeterince ilgi görüyor musunuz, hedeflerinize ulaşıyor musunuz? Bu soruları cevaplayın.

Her sinirlendiğinizde sinirlendiğiniz alanları sorgulayın. Gerçekten çocuğunuza mı sinirleniyorsunuz? Güvendiğiniz insanlara hislerinizi anlatın. İçinizde öfkenin getirdiği enerjiyi dışarı vurun.

Temel ihtiyaçlarınızı gidermekle başlayın. Duygusal, zihinseli sosyal ve ruhsal ihtiyaçlarınızı düşünüp bunları gidermeye çalışın. Kararlar alın ve gerekirse bunları uygulamak konusunda bir uzmandan yardım alın.

 

Bebeğinizin Ağlaması

Bebeğiniz ağladığı zaman ne hissettiğinizi düşünün. Eminim çocuğunuzun ağlaması hiç hoşunuza gitmeyecektir. Böyle anlarda biraz durun ve derin derin nefes almakla başlayın. Ağladığınız zaman neler hissettiğinizi düşünün. Çocuğunuzla paylaştığınız güzel bir anınızı aklınıza getirin. Onun da ağlamaya ihtiyaç duyduğunu hatırlayın. Temas etmeyi unutmayın, temas ikinize de iyi hissettirecektir. Ona şefkatle bakın ve ağlamaya teşvik edin.

 

Dinlemek

Gerçekten insanları dinliyor musunuz? Yoksa hemen tavsiyeler vermeye çalışıp bir şey söylemek zorunda olduğunuzu mu hissediyorsunuz?

Sadece çocuğunuz bir şey anlatırken ona bakın ve anlattıklarını dinlerken onun nasıl hissettiğini anlamaya çalışın. Hiçbir şey söylemenize gerek yok sadece hissettiklerini siz de hissedin. Çocuğunuzun sizinle bir şey paylaşmasını istemiyorsanız bunun sizde neyi çağrıştırdığını ve aklınızdan ne geçtiğini bulun.

Çocuğunuzun duyguları karşısında ne yapacağınızı bilmiyor olabilirsiniz. Duygusal tepkiler uzun süreli bir duyguda olmak demek değildir. Bunun geçeceğini unutmayın. Kendi duygularınıza odaklanın, aileniz duygularınızı dile getirmenize izin verdi mi? Çocuğunuza karşı hislerinizin ebeveynlerinizin bir parçası olup olmadığına bakın. Eğer öyle olduğunu düşünüyorsanız bunlarla bağınızı koparın.

 

Şefkat

Herkesin sevgisini gösterme biçimi farklıdır. Geçmişte ebeveyniniz sizi sevdiğini çok fazla dile getirmemişse siz de çocuğunuza söylerken zorlanabilirsiniz. Çok fazla iltifat eden ebeveynler de yok değildir.

Çocuğunuzu sevdiğinizi aklına getirmekle başlayın. Daha sonraki aşama kulağına fısıldamak. Bunun siz de yarattığı hislere de odaklanın.

 

Hayır ve Evet Demek

Çocuklarınız doğdukları anda size bağımlı olarak doğarlar. Büyümeleriyle kendi benlik ve alanlarını yaratmaya çalışırlar. Fazla korumacı yaklaşıyorsanız bunun farkına varmalısınız. Hayır ve evetin ölçüsünü ayarlamak her zaman kolay olmayabilir. Çocuğunuza verdiğiniz alanın yeterli olup olmadığını, kendi başına yapabileceği şeylere müdahale edip etmediğinizi düşünün. Bunları ona sormayı da deneyebilirsiniz. Eğer müdahaleciyseniz bunun nedenlerine odaklanın. Duygularınıza odaklanın, çocuklarınızın sizin kötü olmasını istemeyeceğini kendinize hatırlatın.

 

Rekabet

Çocuklarınıza gösterilen ilgiden ya da onların sizden daha iyi olmasından rahatsız mısınız? Çocuğunuza neyi veremiyorsunuz? Bunlara odaklanın. Böyle durumlarda çocuğunuza gösterdiğiniz tepkinin farkına varın. Kendi geçmişinizi ve çocukluğunuzu düşünün, odaklanın ve ona ilgi gösterdiğinizi hayal edin.

 

Kendini Sevmek

Kendinizi koşulsuz olarak kabul ediyor ve seviyor musunuz? Cevabınız hayır ise, başlangıçta aynadaki size odaklanın, kendinizi inceleyin ve hoşunuza giden bir detayı aklınızda tutun. Kendinize sık sık sevdiğinizi söyleyin, başlarda bu size anlamsız gelebilir ama gün geçtikçe bir şeyler hissetmeye başlayacaksınız.

Çocukluk fotoğrafınızı bulun. Duygularınıza ve düşüncelerinize odaklanın. Kaçmaya çalıştığınız aklınıza getirmek istemediğiniz bir anınız mı var? Bunu fark edin. Çocukluktaki duygularınızı hatırlamaya çalışın.

Çocukluğunuzun hep içinizde olduğunu unutmayın. Çocukluk halinizin yanınızda olduğunu hayal edin ve onunla konuşun, onu dinleyin. Her an size eşlik edebilir.

Bedeninizi gevşetmeye çalışın. Bütün bedeninize sırayla odaklanın. Derin ve sakin nefesler alın. Zihinsel olarak kendinizi huzurlu bir yere götürün ve gündelik yaşamınızı, sıkıntılarınızı düşünün. Küçüklüğünüze bakın. Onun mücadele ettiği şeyler konusunda ona yardımcı olun. Söylemek istediklerinizi dile getirin, ona yalnız olmadığını söyleyin. Ona sevginizi gösterin çünkü buna ihtiyacı var. Ona yaşamla ilgili şeyler öğretin. Çocukluğunuzdan şu zamana kadar olan sizi zihninizde canlandırın. Yaşadıklarınızı düşünün. Şu ana dönün ve gözlerinizi açın.

Çocukluğunuza mektup yazarak da kendini sevmeme duygularınızla baş edebilirsiniz. Bir uzmandan yardım almak da sizin için iyi bir çözüm olabilir.

 

Sorun Karşısında

Soruna odaklanın. Sorunun kime ait olduğunu düşünün. Aklınızdan ilk çocuğunuzu cezalandırmak geçebilir. Fakat ceza eğitici değildir ve ilerde daha kötü sonuçlar doğurabilir. Çocukluğunuzda ebeveyninizin size ceza verip vermediğini cezaların niteliğiyle düşünün. Çocuğunuzun sizin için sorun olan son üç davranışını ve bunlarda cezadan başka hangi yöntemleri uygulayabileceğinizi düşünün.

 

Sabrınızın Taştığı Anlar

Çocuğunuzun sizi çileden çıkaran on özelliğini düşünün. Hangi yönlerin size benzediğini hangilerinin sizin değerlerinize uymadığını bulun. Onun böyle olmasının sebebinin ne olduğunu bulmaya çalışın. Kendinizi sorgulayın. Onu böyle olmaya siz itmiş olabilir misiniz? Onun duygularının farkına varın.

 

Öfke Nöbeti

Çocuğunuz bir davranış sergilediğinde şiddet dürtüsü mü hissediyorsunuz? Bu şiddeti nasıl dışarıya vuruyorsunuz?

Eğer çocuğunuza hakaret ediyorsanız, kendi içinizdeki acı dolu deneyimlere odaklanın.  Kendinizi kötü hissettirecek söyler duyup duymadığınızı düşünün. Çocukluğunuzda aşağılanıp aşağılanmadığınızı, ebeveynlerinizin size nasıl davrandığını, şiddete maruz kalıp kalmadığınızı hatırlayın. Duygularınızı fark edin.

Şiddet uygulamaya eğilimli olduğunuz an yardıma başvurma cesaretini gösterin. Sakinleşmek için çocuğunuzu bir süreliğine kendinizden uzaklaştırabilir, birine bırakabilirsiniz. Telefonla konuşabilir, dışarı çıkıp biraz hava alabilirsiniz.

Tepki vermeniz gereken acil ve önemli bir durumda, derin nefesler alıp elinizi yüzünüzü yıkayın. Kendinizi kontrol edebilecek durumda iseniz çocuğunuzla temas edin. Çocuğunuzla paylaştığınız sevgi dolu bir anı hatırlayın.

Sokakta şiddet dürtüsüyle karşılaştıysanız, herhangi birinin yanına gidin ve öylesine sohbet etmeye başlayın. Çocuğunuz bağırsa bile siz sohbet etmeyi sürdürün. İnsanların sizi yargılama ihtimaline aldırmayın. Öfkenizin ölçüsünü düşünün. Fazla mı tepki verdiniz? Duygularınız ölçülü olup olmadığını anlamak için; çocuğunuzun sizden korkup korkmadığına, öfkenizin sorunla mı başka sebeplerle mi ilgili olduğuna, zarar vermeye başlayıp başlamadığınıza bakın.

 

Otomatik Tepkiler

Tepkinizi olduğu gibi hatırlayın. Duygularınızı ve düşüncelerini aklınıza getirin. Sizi bu tepkiye iten şeyi düşünün. O etkenin sizin için ne anlam ifade ettiğine odaklanın.

Verdiğiniz tepki ebeveynlerinizin tepkisi gibi mi? Duygularınız size bir şey anımsattı mı? Öfkenizin gerçek sebeplerini düşünün.

 

Onarılamayan Hatalar

Çocuğunuza şiddet uyguladıysanız bunun geri dönüşü yoktur. Yaptığınız hatanın farkına varın. Bu hareketinizin asıl amacının farkına varın. Özür dilemeniz hatayı unutturmayacaktır, hatanızın nedenini açıklamanız daha iyi bir sonuç doğurur. Üzerine gitmeyin ve duygularını size iletebilmesi için ona zaman tanıyın. Bahaneler kullanmadan doğrudan hislerinizi anlatan bir konuşma yapın.

Eğer özür dilemeyi kabul etmiyorsanız, geçmişte ebeveynlerinizin size şiddet gösterip göstermediğini ve eğer gösterdilerse ne hissettiğinizi hatırlayın. Şiddet, güçsüz hissettirir. Güçsüzlük duygunuzla başa çıkamayıp çocuğunuza karşı kendinizi güçlü hissetmek istiyor olabilirsiniz. Bunların farkına varın.

Şiddet sadece çocuğunuza kötü hissettirmez. Siz de suçluluk duygusunun içinde kaybolursunuz. Şiddet dürtüsü hissettiğiniz anda bir uzmana danışanız ve bununla ilgili yardım almanız gerekir.

 

Sevememek

Çocuğunuzu sevmeniz için sizi engelleyen sebepler olabilir. Engelin sebebini bulmaya çalışın. Geçmişinizi düşünün. Çocuğunuzu sevmenizi engelleyen şey geçmişinizde olabilir mi?

Çocuğunuzun kendinize ait olduğunu hissetmiyor musunuz? Bir başkasının baskısı ile mi çocuğunuzu doğurdunuz? Çocuğunuzu doğurmanız için size baskı yapan kişiyi düşünün ya da zihninizde o kişinin görüntüsünü canlandırın. O kişiye hayır dediğinizi ve çocuğunuzun size ait olduğunu ona söyleyin. Çocuğunuz kaç yaşında olursa olsun, ona onu nasıl dünyaya getirdiğinizi açıklayın.

Hamileliğinizde, doğum sırası ve sonrasında yaşadığınız bir olay sizi çocuğunuzu sevmekten alıkoymuş olabilir. O kişiyi ya da olayı düşünün. Ve bir kağıda içinizi dökün ve rahatlayın. Mektubu attığınızda kendinizi daha rahat hissedeceksiniz.

Çocuğunuzu sevmemenin size göre bir nedeni yoksa size bunu düşündüren şeyleri gözden geçirin. Aklınıza getirmek istemediğiniz şey ne? Hangi nedenle olursa olsun çocuğunuzu sevememek hem sizin için hem de çocuğunuz için bir problemdir. Mutlaka bununla ilgili bir uzmana başvurmalı ve bu durumun sebeplerini irdelemelisiniz.

 

Doğum

Çocuğunuza doğumunuzu yazmak ya da anlatmak, hem sizin iyileşmenize yardım eder hem de çocuğunuzun kendiyle ilgili kötü düşüncelerini durdurmasına fayda sağlayacaktır.

Doğum anını ya da sonrasında anlatmak siz de o an yaşadığınız his ve ya duyguları hatırlatabilir. Kendinizi o an nasıl hissettiğinizi hatırlayın. Acıyı düşünün ve neyi sevip sevmediğinizi fark edin. Bebeğinizi kucağınıza alınca ne düşündünüz? Neyi eksik yaşadınız? Bu sorulara cevap verin.

Hislerinizi yazın ya da güvendiğiniz biri ile paylaşın. Eşinizle bozulan ilişkiniz varsa bununla ilgili bir uzmana danışın.

Çocuğunuzun gereksinimlerinin farkında olmak, içtenlikle duygu ve düşüncelerini anlatmak, onu anlamak için dinlemek kızmak, şiddet, tehdit gibi yöntemlerden çok daha etkilidir. Çocuğunuzla hangi koşulda olursanız olun bunu geri dönüşü vardır çünkü çocuklar ebeveynlerine karşı affedicidir. Çocuklarımıza kızmak, bağırmak yerine problem bir davranışın nedenini anlamaya çalışmalısınız. Önemli olan tek şey sevgidir. Ve sevgi oldukça her hatadan geri dönülebilir.

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ERKEN BOŞALMA SORUNU KADER DEĞİLDİR

Cinsel arzuları normal olan erkeğin isteğinden önce boşalmasına veya boşalmanın penisin vajinaya girmesinden 3.5-4 …

KARDEŞ KISKANÇLIĞI VE KARDEŞ REKABETİ İÇİN ANNE BABALARA ÖNERİLER

Kardeş sorunları, neredeyse her yüzyılda ve her ailede olmuştur. Aileler, kardeş sorunları karşısında ne yapacaklarını, …

PSİKOLOJİK SORUNLARIMIZIN EN ÖNEMLİ NEDENİ: TRAVMALAR

“Acı geçer ama acı çekmiş olduğumuz gerçeği hep bizimle kalır.” Leon Bloy Pek çok insan hayatında …